Tövbe Etmek

789-258Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Mübin’inde: “Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa erersiniz.” NUR: 31 buyuruyor. Tevbe edin, hepiniz tevbe edin’ buyuruyor. Kötü huylarınızı terkedin. İyi ahlaklı olun, ey mü’minler. Ta ki korktuklarınızdan emin, umduklarınıza nail olasınız. Bu ayet-i kerime umuma şamildir. Komutanından tut başbakanına, cumhurbaşkanından tut milletvekiline, müdüründen müstahdemine kadar herkesi içine alıyor. Bütün insanlığı, bütün iman edenleri içine alıyor. Tevbe edin, günahlarınızdan vazgeçin. Herkes bu ayet-i celileyi uygularsa hiç o ülkede, insanlarda, toplumda, cemiyette kötülük olur mu? Hiç hırsızlık olur mu? Adam öldürme olur mu? Vahşet, canavarlık olur mu? Terörizm, anarşi olur mu? Hiç birisi olmaz. Aksine, “korktuklarınızdan emin, umduklarınıza nail olursunuz” buyuruyor Cenab-ı Hakk. “Herşeyi veririm. Kötülükten kurtarırım. Hastalıktan kurtarırım. Vahşetten kurtarırım. Sizleri günah işlemekten kurtarırım.”

Allah çok tevbe edenleri ve (kötü huylarını terkedip iyi huylarla bezenerek) çok temizlenenleri sever. (Bakara 222) Dilinizden tevbe İstiğfarı bırakmayın.

Bir genç son nefesini veriyordu. Allah’ın Resulü’ne haber verildi. Allah Resulü (sav), o gencin ziyaretine gitti: “Ey genç, nasılsın?” “Ya Resulallah, korkuyorum. Fakat Rabbimin rahmetinden de umudumu kesmiyorum.” Allah Resulü dönüp ashabına buyurdu ki: “Bu genç inşaalah korktuklarından emin umduklarına nail olur. Hem korkuyor, hem umud ediyor.”

Dünyalar kadar, yerin göğün arası kadar günah işlemiş olsan bile onun rahmetinin yanında senin günahın zerre gibi kalır. Çünkü o bağışlamayı, affetmeyi sever. O merhametlidir, merhamet sahibidir. Yüce Allah, Cebrail (as)’a:

Ey Cebrail, filan beldeye git. O beldede hangi kulumu uyanık bulursan ona rahmetimi müjdele” buyuruyor. Cebrail (as), sözkonusu beldeyi dolaşıyor;

Ya Rabbi, sana da malumdur ki, tek bir kulun uyanıktır. Ama o da bir mecusi, ateşe tapmaktadır.” Cenab-ı Hakk:

Müjdemi ona söyle, ona müjde ver.” O mecusi yıllarca ateşe taptı. Ateşten imdat bekledi boşu boşuna. Ama Cenab-ı Hakk’ın müjdesi kendine geldiği an, yetmiş yaşındaki mecusi zikrini değiştirdi ve:

Ya Samed, Ya Samed, Ya Samed” dedi. Cenab-ı Hakk:

Lebbeyk kulum, lebbeyk” dedi. Cebrail (as):

Ya Rabbi, senin hikmetine kimse akıl sır erdiremez. Onun yetmiş yıllık günahı ne olacak?” Cenab-ı Hakk:

Ey Cebrail, bir deniz, denizin üzerinde bir ağaç ağacın üzerinde bir kuş. Kuşun pençesinde nohut tanesi kadar bir çamur o denize düşse bulandırır mı denizi?”

Bulandırmaz.”

İşte o yetmiş yaşındaki mecusinin günahı da benim rahmetimin yanında o zerre gibidir. Onu bağışladım. Yoksa yetmiş yıl o mecusiye cevap vermeyen ateşle benim aramda ne fark kalır?

Şimdi biz inanmış, iman etmişiz Allah’a. Secde ediyoruz Rabbimize. Başımızı secdeye koyduğumuz zaman ‘Subhane rabbiyel a’la’ diyoruz. Yüce Allah icabet ediyor çağrımıza. Cenab-ı Hakk “Lebbeyk kulum, lebbeyk kulum. İzzetim ve Celalim hakkı için seni bağışladım” buyuruyor. Bize cevap veriyor ama biz duymuyoruz. Allah, kulaklarımızı, basiretimizi açsın, bizlere de duyursun. O basireti bizlere de nasib etsin.

Sevgili Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Bir kimse zina yaparsa, içki içerse, haram yerse o esnada imanı bir gömlek gibi sıyrılır.” Bir kimse faiz yediğinde iman ondan uzaklaşır tevbe etmedikçe dönmez. Tövbe nedir? Pişmanlık duymaktır günahlara. İşlenen isyanlara, günahlara dönmemek üzere uzaklaşmaktır.

Yüce Allah buyuruyor: “Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa erersiniz.” NUR: 31 Topyekün Allah’a iman edin. Eğer Allah’a tevbe etmezseniz, amellerinizi kabul etmem, diyor Cenab-ı Hak.

“De ki: Ey kendilerinin aleyhinde olarak (günahta) haddi aşanlar! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah, bütün günahları affeder.” (Zümer: 53)

İnsan hayatı bir rüya gibidir. Çabuk geçer. İnsanlar günah arabasına binmiş, pazarlarda günah arıyor. İsyan, tuğyan, başkaldırı son râddede. Bu nereye kadar sürecek. Pişman olup tevbe etme zamanı gelmedi mi? Günahlarımıza af dilenmek, Yüce Rabbimize sığınmak zamanı gelmedi mi?

İçin için ağlamak, günahlarla kararmış gönüllerimizi gözyaşlarımızla arındırmak zamanı gelmedi mi? İlahî nurun gönüllerimizi aydınlatmasına niçin engel oluyoruz? Şu faniye daha ne kadar bağlanacağız? Ne zamana kadar başıboş yaşamağa devam edeceğiz?

Kurtuluş kapısı senin için daima açıktır. Ümit kapısından içeri girmeğe çalış. Günahların seni terketmeden sen onları terket. Günah işleyemez bir hale geldiğin gün Huzur-i İlahî’de: “Gençliğinde, sıhhatinde şeytanın uşağı oldun. Şimdi hangi yüzle huzuruma geldin?” sorusuna ne cevap vereceksin? Dağlar kadar günahımıza ihlasla, samimiyetle ne zaman tevbe edeceğiz? Haftada bir cumayla hangi yaramızı saracağız?

Kalplerin Allah (cc) korkusuyla ürperme zamanı gelmedi mi?

 “Ey iman edenler! Allah’a samimi bir tevbeyle (Tevbe-i nâsûh) tevbe ediniz.” (Tahrim: 8)

İstiğfar Cenab-ı Hakk’tan, bağışlanmayı dilemektir. “Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz o Gafûr ve Rahîmdir.” (Bakara: 199)İnsanı yaratan Allah, onu hem günah hem sevap işlemeye elverişli olarak yaratmıştır.” “Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah, günahlarınızı bağışlar…”

Hz. Peygamber, günah işlemekten korunduğu halde sık sık istiğfar ve tevbe ederdi. Allah dostları, salih kullar gece gündüz istiğfar eder ağlarlardı. Günümüz insanı ise cennetten tapu almış gibi ne kadar rahat, ne kadar kendinden emin!

Resulullah (sav) buyuruyor:

“Allah için tevbekâr gençten daha çok sevimli olan hiç bir şey yoktur.”

“Günahına tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir.”

“Tevbenin alameti nedamet ve pişmanlıktır.”

“Tevbe nedamet ve pişmanlıktan ibarettir.”

Tevbe uyanmaktır. Gaflet uykusundan, dünyaya dalmaktan, günahlardan, isyanlardan, tuğyanlardan kurtulmaya yönelmektir. Yığın yığın günahlardan kurtulalım… İçine düştüğümüz kaostan, bunalımdan, bataklıktan, çaresizlikten Rabbimizin rahmetine dönelim. Rucû edelim. Tevbe edelim.Tevbe; Allah’a giden yolun dışındaki bütün yolların çıkmaz olduğunu anlayıp alemlerin Rabbine kesin dönüştür.Tevbe kapısı ardına kadar açık… Bir anlık pişmanlığımız, bir anlık uyanışımız yeterli… Uyanalım, silkinelim. Üç beş günlük eğlenti için alemlerin Rabbine baş kaldırmayalım…

O’na dönelim, günahlarımıza ağlayıp O’na yönelelim. Hesaba çekileceğimizi, cenneti, cehennemi, sırat köprüsünü… kısaca öteleri düşünelim. Şu İlahî Ferman’a kulak verelim: “Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp savuşacaklarını mı sanıyorlar?..” (Ankebut: 4)

Geliniz kalplerimizdeki imanlarımızı coşturalım. Cenab-ı Hakk’a teslim olalım. Yaratılış gayemizi hatırlayalım.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 
Scroll To Top