TARİKAT-I KADİRİYE’NİN HALİSİYE KOLU


II- TARİKAT-I KADİRİYE’NİN HALİSİYE KOLU (USÛL VE ADÂB) ;


[bs_collapse] [bs_collapse_item title=”TARİKATA İNTİSAB VE İLK GİRİŞ DERSİ” active=”active”]Genellikle bizim tarikatımızda ilk intisab şu şekilde olur: Mürid namaz oturuşu şeklinde oturur (şeyhinin karşısında) ellerini dizlerine koyar. (namazda olduğu gibi) ve gözlerini kapatır. Şeyhi de aynı şekilde dizlerini müridinin dizlerine dayayarak oturur. Şeyh, sağ elinin iki parmağını müridin kalbinin üzerine rapteder. Gözler kapalı bir şekilde şeyh müridini Allah (c.c.), Resulullah (s.a.v.) ve pirlere, meşayihlarına kabul ettirir ve manevi dosyaya kaydeder. Sonunda da dua ile ilk intisab gerçekleşmiş olur. Bu intisab etme şekli ancak imkanlar dahilinde ve de şeyhe yakın olma derecesinde (mesafe olarak) gerçekleşebilir. Eğer mürid şeyhe uzak bir mekanda kaim ise o zaman da ya mektup yolu ya da telefon yolu ile veya varsa şeyhin eserlerini okuyup kabullenmek sureti ile intisab ederler. Devamı için tıklayınız..[/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”TEFEKKÜRÜ MEVT (ÖLÜM HALİNİ DÜŞÜNMEK)” active=”active”]Tefekkür-ü Mevt ölümü düşünmek, günde bir defa da olsa beş dakika kadar hatırlamak, bizim tarikatımızın değişmez bir prensibidir. Ölümü tefekkür etmek, ölümü hatırdan çıkarmamak müride her şeyden önce dünyanın kendisi için bir gurbet evi bir gurbet diyarı olduğunu hatırlatır bunu sürekli hatırlayan bir mürid de o gurbet evinde kendisine sılada lazım olacak şeylerin peşine koşar, boş heva ve heveslerin isteğine cevap vermez. Ölüm halini düşünmekten uzak olan bir mürid ölümü unutur bütün emellerini dünyaya bağlar. O gurbet evinden hiç ayrılmayacakmış gibi dünya ve dünyalıklar, boş heva, heves ve malayani işlerden kendini ayıramaz. Devamı için tıklayınız..[/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”RABITA-İ ŞERİF (CENAB-I HAKK ‘TAN ŞEYHİNE KADAR DÜŞÜNME HALİ)” active=”active”]Tarikata girmiş bir mürid, bu uzun yolda kendisini nefsinin heva ve heveslerinden, kötü hasletlerinden koruyabilmesi bu yolda yürürken yakıcı ve yırtıcı yaratıklara yem olmaması için her an her dakika şeyhiyle mürşidiyle gönül gönüle olması gereklidir. Çünkü mürid, yabancı olduğu bu yolda nerede, ne zaman, ne ile karşılaşacağını bilmez. Bu yüzden ona bu yolda elinden tutacak, karşılaşacağı kötü şeylerden koruyacak bir rehber, bir vesile lazımdır. O da şeyhidir, mürşididir. Mürid şeyhini öyle rehber edinip ona öyle bağlanmalıdır –ki yukarıda da belirttik- her an her dakika onunla gönül gönüle olmalıdır. Madde ve mana aleminde bir an bile şeyhinden uzaklaşmamalı ve ondan kopmamalıdır ki hedeflediği menzile ulaşasabilsin. Devamı için tıklayınız..[/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”HALKA-İ ZİKİR (TOPLU HALDE ÇEKİLEN ZİKRULLAH)” active=”active”]Tarikata ilk intisab eden müridin kendine has münferit olarak her gün yerine getirmeleri gereken virdlerini (derslerini) böylece açıkladıktan sonra şimdi de toplu halde çekilen zikrullahtan bahsetmek isteriz. Bu toplu zikir, haftada bir veya birkaç defa bir araya toplanılarak çekilir. Kadın mürideler için de toplu zikir vardır. Yalnız hanım kardeşlerimizin toplu zikirlerde çok ama çok dikkat etmeleri gereken önemli bir husus, cehri olarak yani sesli olarak çekilen zikrullahlarda son derece seslerine hakim olmaları gerekir. Çünkü dışarıdan sesleri yabancı, bilmeyen avam tabaka tarafından duyulursa tefrikaya sebebiyet verebilirler. Zaten kadının sesi zaruri haller dışında yabancı erkeklere haramdır. Hanım kardeşlerimizin bu hususa çok dikkat etmeleri lazımdır. Devamı için tıklayınız.. [/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”KORUYUCU ESMALAR” active=”active”]Koruyucu ve muhafaza edici esmalar, bize tavsiye edildiği üzere biz de bütün Müslüman kardeşlerimize bunları tavsiye ederiz. Bu esmalar maddi ve manevi, ruhi ve beden, bütün sıkıntılara ve hastalıklara biiznillah şifa kaynağıdır. Koruyucu esmalar şunlardır: YA FA’AL, YA MANİ, YA NAFİ, YA DAFİ, YA SELAM Bu esmaları namazlardan sonra 5, 7, 11 veya 33 defa okuyabilirsiniz.[/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”BİAT VE İNTİSAB” active=”active”]Mürid, izah etmeye çalıştığımız günlük derslerine ve toplu zikrullahlara devam ettiği, önem verdiği nispette yol alır. Feyiz alır. Müridin, salikin nefsi ancak Allah’ı zikirle, ölümü tefekkürle ve rabıta yolu ile terbiye olur. Ancak bu sayede yaptığı amellerden tad alır. Zikri, tefekkürü ve rabıtası nispetinde ahlâkı güzelleşir, ruhu saadet ve selamete kavuşur. Mürid kâmil bir mürşidden ders aldığı zaman Allah’a biat etmiş ve söz vermiş demektir. Dersini, zikrini, tefekkürünü ve rabıtasını terk ettiği zaman bu biatını bozmuş ve sözünden dönmüş olur. Devamı için tıklayınız..[/bs_collapse_item] [bs_collapse_item title=”TARİKATLARIN BUGÜNKÜ DURUMU ” active=”active”]Bugün baktığımızda tarikatlar arasında aşikar ve aleni olarak büyük kopukluklar, bir birlerini benimsemeyişler benimsemedikleri gibi hakaretlere yaran eleştirmeler, yadırgamalar görmekteyiz. Bunların yegane sebeplerini günümüzdeki tarikat topluluklarının meşru olan şeriat ilimlerinden uzaklaşmış olduklarına bağlayabiliriz. İşte ana sebep budur. Oysa az da olsa şeriat çerçeveleri içinde, şeriat ölçüleri içinde kalan neye mal olursa olsun şeriattan taviz ve ödün vermeyen tarikatların birbirleriyle kaynaştıklarını birbirlerine destek yerdiklerini de görmekteyiz. Peki şeriattan ve onun meşru olan ilimlerinden nasıl kopmayacağımıza gelince; Ortada bir din ve bu dinin özünde var olan hakiki tarikatlar, yollar varsa –ki Elhamdülillah var- işte bu var olan gerçek din-i mubin-i İslâm’a ve onun özünden, içinden çıkan tarikat yollarına biz kendimizi uyduracağız. Devamı için tıklayınız..[/bs_collapse_item] [/bs_collapse]

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top