Sünnete Uymak

savsp3“Seni başka bir şey için değil, sadece alemlere rahmet için gönderdik.” (Enbiya: 107)

Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Size kıymetli öyle iki şey bıraktım ki, onlara yapıştığınız sürece asla dalâlete düşmezsiniz. Bunlardan biri, Allah’ın kelâmı Kur’an’dır. Diğeri de benim ahlâkım, benim yolumdur.” Yine buyuruyor ki: “Benim ahlâkıma, benim yoluma uygun az bir amel, benim yoluma uymayan çok bir amelden hayırlıdır. Benim ahlâkıma ve benim yoluma uymayan her bir hareket dalâlettir, sapıklıktır. Her sapıklık da insanı cehenneme götürür.” “Ümmetimden iki sınıf vardır ki, benim şefaatime nail olamazlar: Bunlardan biri zalim devlet büyükleri, diğeri de sünnetimden uzaklaşanlardır.”

Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini kendimize rehber ve şiar edinelim. Allah’ın kitabını raflarda tozlandırmayalım. Açalım metniyle meal ve manasıyla okuyalım. Hasta ruhlarımıza Kur’an merhemini sürelim. Kur’an nurundan şifa isteyelim. Zaman mütemadiyen ilerleyip gidiyor… İmtihan dünyasında yaşayan fanileriz… Yollar, vesileler arayalım Rabbu’l-âlemîne kavuşmadan…

Allah’a muhalefetten sakınınız. Kulu kurtaracak olan en üstün vesile iman, Allah yolunda cihad, samimiyet, ihlas, dinin direği namaz, zekât, Ramazan orucu ve sıla-i rahimdir. Ayrıca sadaka, Allah’ın gazabına mani olarak; hac, günahlardan kişiyi arındırarak kulu felaha erdirir. Kurtuluş istiyorsak, Rabbimizi zikredelim. O’na ellerimizi açık gözyaşlarımız eşliğinde dua edelim. Ümmet-i Muhammed’in selâmetini isteyelim. Günahlarımızın affını, zalimlerin ve tağutların kahrını isteyelim…

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Allahu Teâlâ, kıyamet günü bütün insanları bir arada topladığı zaman bir tellal gelir ve herkesin duyabileceği bir sesle nida eder: “Geceleri namaz kılmak ve ibadet etmek için sıcak yataklarından kalkanlar ayrılsın.” Bunun üzerine bir topluluk kalkar fakat sayıları çok azdır. Sonra tellal şöyle bağırır: “Ticaret ve alış-veriş hayatı kendisine Allah’ı unutturmayanlar kalksın.” Bunun üzerine çok az sayıda bir topluluk kalkar. Daha sonra tellal bir kere daha bağırır: “Gerek darlık zamanlarında gerekse genişlik zamanlarında Allah’ın nimetlerine şükredenler kalksın.” Yine çok az bir topluluk kalkar. Bu üç sınıf dışındakileri çok çetin bir hesap beklemektedir.”

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:

Dört şey vardır ki, kimde bulunursa ona dünyanın da ahiretin de saadeti verilmiş olur:

  1. Allah’ı zikreden bir dil
  2. Allah’ı şükreden bir kalb
  3. Sabırlı, tahammüllü bir beden
  4. Saliha bir zevce

 Saadetin kaynağı; Allah’ı zikirdir, O’nun verdiği nimetlere şükürdür, insanlığın topyekün bunaldığı bu devirde Kur’an’ın gölgesine sığınmaktır. Seher vakitlerinde secdede, tilavette gözyaşında arayalım mutluluğu… Kardeşlikte, dayanışmada, sevgide, ihlasta, şükürde….

Gelin ey mü’minler, şu sese kulak verelim, Allah’ın Habibinin yolundan gidelim: Ubeyy b. Ka’b (ra) der ki: “Ey müslümanlar! Siz, Resulullah’ın yolundan gitmeli, ahlakı ile ahlaklanmalısınız. Zira hiç şüphe yok ki, Resulullah’ın yolundan gidip, ahlakı ile ahlaklanan ve Rabbini anarak, Allah korkusu ile gözyaşları döken bir mü’mine asla cehennem ateşi dokunmaz. Hz. Muhammed Mustafa’nın ahlakıyla, ahlaklanan, yolundan giden ve ‘Allah Allah’ dediği anda gözlerinden yaşlar akıp vücûdu ürperen kişinin de günahları, şiddetli bir rüzgârla bir ağacın kurumuş yapraklarının dökülmesi gibi dökülür. Efendimiz (sav)’in yolunda giderek, yığın yığın günahlardan, büyüklüğü dağları geçmiş isyanlardan, zifiri karanlığı aratacak derecede olan kalp karalığından kurtulmaya ne dersiniz?

Kâinatın Efendisi, Alemlerin Rabbinin Mustafa’sı kaygılı, hüzünlü… Kaba bir hasır üzerinde sabahlara kadar kıyamda, rükuda, secdede. Ayakları şişinceye, vücudu bîtab düşünceye dek duada, yakarışta, niyazda, ah u zârda.

– “Ey Kâinâtın Efendisi! Geçmiş ve gelecek tüm günahların bağışlanmadı mı? Sen mirâcda Rabbıyla başbaşa görüşen değil misin? Nedir bu hal?” diye sorduğunda Hz. Aişe, Resulullah mahzun ve titrek bir sesle:

– “Ey Aişe! Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?” diye cevap vermiştir.

Hz. Ebubekir Sıddîk-i Ekber, Allah korkusundan öyle ağlardı ki, komşuları evinden ciğer kokusu duyarlardı…

Cihar Yar-ı Güzîn, Aşere-i Mübeşşere, Evliyaullah, Salihler… Kaygılı uyudular, kaygıyla uyandılar. Rablerinden korktular, O’nun rızasını talep ettiler.

Hz. Ali (kv), namaza duracağı sırada sararır, solardı. ‘Kimin huzuruna duruyorum’ derdi..

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top