Şeriat ve Tarikat

Günümüz insanlarının çoğu birbirlerine hep sorarlar: tarikat nedir? Dinimizdeki yeri neresidir? Herhangi bir tarikata girmek şart mıdır?

Tarikatların ne olduğunu kâmil manada anlamak için, ilk önce şeriatın ne olduğunu bilmek gerekir. Allahın (c.c.) şeriatını tam manasıyla içine sindirmiş bir insan, kabullenmiş bir insan tarikatın eksikliğini kendi bünyesinde zaten hissetmeye başlar. Çünkü Allahu Teâlâ’nın nizamını, şeriatını içine sindirip kabullenen her insanda bu nizamı hayata geçirip, yaşayıp yaşatması gereği hasıl olur. İşte tarikat da, bu nizamı, bu şeriatı en iyi şekilde takva üzere hayata geçirip yaşama şeklidir.

Şeriat, kurallar ve bu kuralları tam olarak bilmektir. Tarikat bu kuralları tam manasıyla yaşamak ve yaşatmak yoludur. Yoksa birçok insanımızın anladığı manada tarikat, dünyadan elini eteğini çekmek sadece kendini ibadete vermek değildir. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) ashabı ve gerçek tarikat erbapları böyle yapmamışlardır. Onlar aksine şeriatı bütün incelikleriyle ilmi manada bilip, takva üzere yaşamış, aynı zamanda ticaret de yapmışlar, devlet işleri ile de uğraşmışlar, ailevi düzenlerini de devam ettirmişlerdir. Yani evlenmişler ve çoluk çocuğa da karışmışlardır. Kısaca Allahu Teâlânın helal kıldığı her şeyden faydalanmışlardır.

Dinimizdeki yerine gelince, Cenab-ı Hakk (c.c.) Kur’ân’da, Yunus Suresi 62, 63, 64. ayetlerinde mealen şöyle buyuruyor:

“İyi bil ki Allah’ın veli kullarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar ki inandılar ve korundular. Dünya hayatında da ahirette de müjde onlara. Allah’ın kelimeleri (sözleri) asla değişmez. İşte bu büyük bir kurtuluştur.”

Tarikatları veli mektepleri olarak kabul edersek, Allah’ın bu vaadini de bunun yanına koyarsak tarikatların dinimizdeki yeri kendiliğinden ortaya çıkmış olur.

Bununla birlikte, dinde yani şeriatta olan her şeyin zahirî ve batınî şekilde araştırılmış daha saflaştırılmış şekli vardır tarikatta. Bu araştırma ve saflaştırma kulların daha iyi anlaması ve daha kolay ve zevk alarak yaşaması doğrultusundadır. Tarikat, nefsle yani insanın kendi içindeki gurur, kibir, riya gibi kötü hasletleriyle mücadele etmesidir.

Zira bir muharebe sonunda Rasulullah (s.a.v.) ashabına asıl muharebenin yeni başladığını söyleyince ashabı “Ya Rasulullah bu çetin ve kanlı muharebeden daha büyük ne olabilir ki?” diye sormuşlar. 0 da “Nefslerimizle olan savaşımız yeni başlıyor, ganimet dağıtımında esirlere muamelede nefslerinize uymayınız” diye öğütlerde bulunmuştur. Yani tarikatı öğütlemiştir.

Tarikat, Şeriat Üniversitesinin doktora yapma bölümüdür. Bu doktora yapmaya hak kazanmış kâmil insan ilk önce doktor olur, sonra doçent sonra da profesör. Ama bu makamlara gelebilmek için ilk önce şeriatın ilkokulunu, ortaokulunu, lisesini ve üniversitesini okumak ve mezun olmak gerekir.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top