Müridin Şeyhine Karşı Edepleri

Müridin Şeyhine Karşı Edepleri

Pirimiz Abdulkadir Geylani Hazretleri müridin şeyhine karşı edebini de şöyle izah ediyor:

Bir mürid için başta gerekli olan şunlardır:

1. Dışta (zahirde) şeyhinin emrine aykırı hareketleri terk etmelidir.

2. İçte dahi (ruhunda ve aklında) onun emirlerine itiraz sahibi olmamalıdır. Dış yönü ile itiraz eden kimse, edebini bırakmış olur. İçinden itiraz eden ise kendisini ölüme atmış olur. Müride düşen görev, sonuna kadar şeyhi namına nefsine hasım olmasıdır. İçten ve dıştan şeyhinin emrine aykırı hareket etmekten nefsini çekip almalıdır.

Bu arada ayet-i kerime olarak gelen şu duayı okumalıdır.“Rabbimiz bizi bağışla, bizden evvel imanla geçip giden kardeşlerimizi de bağışla iman eden kardeşlerimize karşı kalbimizde kin bırakma, Rabbimiz sen Raufsun, Rahimsin” (Haşr suresi: 10)

Bir müride, kendisine sevimsiz gelen bir şey şeyhinden sadır olur ise, o konu ile ilgili müsait bir ortamda bir misâl getirerek işaret yollu olarak şeyhine anlatmalıdır. O sevmediği şeyi ona açık bir şekilde söylememelidir. Zira böyle bir şey, şeyhin müride karşı nefretine sebep olabilir. Şayet şeyhinde her hangi bir ayıp görür ise bunu ifşa etmemeli, gizlemeye çalışmalıdır. Şeyhini değil, kendi nefsini itham etmelidir. Şeyhin o ayıbı için şeriatta bir yorum aramalıdır. (Şeyhim şu rahatsızlığından dolayı bunları yapıyor, yoksa kesinlikle yapmaz) diyebilmelidir.

Şeyhinde gördüğü ayıp ile ilgili şeriatta bir özür kapısı bulamazsa o zaman şeyhinin affı için istiğfar etmeli, Allah’tan onun için bilgi ve ilim istemeli, Allah’ım şeyhime ayık olma hali ver, onu küçük büyük günahlardan koru, himaye et diye dua etmelidir. Hiç bir zaman şeyhinin günah işlemez masum bir kimse olacağına itikad etmemelidir. (Çünkü Allah sadece peygamberlerini masum yaratmıştır.) Ondan gördüğü ayıbı da hiç bir kimseye anlatmamalıdır. Mürid şu itikadda olmalıdır. Şeyhim bu halinden bir gün veya bir saat sonra vazgeçer, bu da benim için bir imtihan vesilesidir. Zira şeyhi daha yüksek bir mertebeye geçebilir, olduğu halde kalmaz. O yaptığı şeyde bir anlık gaflet ve yanılma sonunda olmuş olabilir.

Şeyh bazen öfkelenebilir. Yüzünü astığı da olur. Müridden yüz çevirme hali de çıkabilir. Ancak bütün bu hallerden dolayı mürid şeyhinden ayrılmamalıdır. Kendi özünü araştırmalıdır. Şeyhine karşı adap dışı hallerini düzeltmelidir. Mürid mümkün oldukça şeyhinin yanından ayrılmamaya ve onun hizmetinde bulunmaya gayret sarf etmelidir. Mürid şeyhini Allah (c.c.) ile arasında bir vasıta bilmelidir. Rabbına ulaştıran bir sebep görmelidir.

Gavsul Azam buna bir örnek veriyor. Ve buyuruyor ki: Meselâ, bir kimseyi alalım. Bu kimse sultanı görmek ister. (Padişah ya da bir devlet reisini) Fakat onunla bir yakınlığı yoktur, bir tanışıklığı yoktur. Şimdi bu kimseye padişahın perdedarlarından birisini görmesi yahut onun çevresinden veya özel adamlarından birini bulması gerekir. Bu bulduğu zat kendisine sultanın halini ve adetini öğretecektir. Onun huzurunda nasıl duracağını onunla nasıl konuşacağını öğretecektir. Hatta onun yanına giderken nasıl hediyeler götüreceğini bildirecektir. Nelerden çok nelerden az götürmesi gerektiğini anlatacaktır.

Bütün bunlar şunun için gereklidir. O huzura çıkarken kapı yerine, kapı sayılmayan başka bir yerden girmeye. Yani her işi edebine, erkânına göre yapa, aksi halde daha işe başlarken kaybeder, ihanete uğrar ve kovulur. Sultanından umduğunu bulamaz, maksuduna eremez. İlk olarak yeni bir yere giren herkeste, yeni bir heyecan olur. Bu manadan olarak ona bunu hatırlatan ve minnet borcu olan biri gerek. Elinden tutup kendine yakışan bir yere oturtan biri gerek. Ta ki ihanete uğramaya kendisinin edepsizlik ettiği, akılsız davrandığı belli olmaya, gösterilmeye. Üstteki misaldeki mananın gerçeği odur ki, Yüce Allah’ın yeryüzünde cereyan eden adeti de böyledir. Yani bir şeyh ola birde mürid, bir sahip ola bir de onun sahip olduğu kişi, bir uyan ola bir de uyulan.

Bu hal Adem (a.s.)’dan günümüze kadar böyledir. Adem (a.s.)a Cenab-ı Hakk bizzat her şeyi kendisi öğretti. Hayvanları öğretti, cisimleri öğretti, eşyayı öğretti ve sonra meleklerine dedi ki:

“Sorun bakın Adem’e bilmediği bir şey var mı? Sonra da Adem’e buyurdu. Ey Adem bunlara her şeyi isimler ile anlat.”  (Bakara suresi ayet 33) Adem (a.s.) her şeyi meleklere anlatınca melekler Allah’a dediler ki:

“Süphansın bizim hiçbir bildiğimiz yok, ancak sen bize öğretirsen biliriz.” (Bakara suresi ayet 32)

Adem (a.s.) yeryüzüne gönderildikten sonra da Cebrail (a.s.)’ın talebesi oldu. Cebrail ona yeryüzünün bütün inceliklerini, gizliliklerini öğretti. Aynı şekilde Nuh (a.s.) bildiklerini çocuklarına öğretti. İbrahim (a.s.) bildiklerini oğlu İsmail (a.s.)’a öğretti. Aynı şekilde Cebrail (a.s.) birçok şeyi Peygamber Efendimize (s.a.v.) öğretti. Bunu teyit eden hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Cebrail bana misvak kullanmayı öğretti yine Cebrail bana Kabe’nin yanında iki rekat namaz kıldırdı.”

Sahabe dahi bildiklerini Resulullah’tan öğrendiler. Tabiin bildiklerinin çoğunu sahabeden öğrendi. Tebe-i tabiîn bildiklerinin çoğunu tabiînden öğrendi. Müctehidler yani ictihad imamları da bildiklerini Tebe-i tabiînden öğrendiler.

Yani bu gösteriyor ki Cenab-ı Hakk (c.c.) Adem’i (a.s.) yarattığından bu ana kadar bir öğretenler zümresi bir de öğrenenler zümresi yaratmıştır. Bunun asıl gayesi de sultana ulaşmada vesileler ve sebeplerin oluşudur.

Mürid zaruret halleri dışında şeyhinin karşısında olur olmaz konuşmamalıdır. Şeyhinin karşısında iken ben buyum ben şuyum diye kendi özelliklerinden mümkün oldukça bahsetmemelidir. Her daim şeyhinin huzurunda hizmet için beklemelidir. Şeyhin sohbetlerinden kendisine mutlak bir pay çıkarmalıdır.

Aynı şekilde şeyhinin sohbetlerini adap ve edep üzere dikkatle dinlemelidir. Aklının ermediği konularda böyle konuşmalıydı bunu söylememeliydi diye kesinlikle düşünmemelidir. O konulardan o sohbetlerden mutlak manada hikmetler olduğunu düşünerek aklının almadığı, idrak edemediği konulara girmemelidir.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top