Kuran-ı Öğrenmek

fransa-kuran-ogrendiKur’an’a olan ihtiyacınızı hiçbir zaman unutmayın. Çoluğunuza çocuğunuza, ailenize, etrafınıza, muhitinize Kur’an’ı öğretmeye, O’nun nurunu, feyzini, bereketini yaymaya gayret gösterin. Kur’an’la daima bir ünsiyet, bir beraberlik içinde bulununuz ki bellediklerinizi unutmayasınız. Kur’an’ı ölünceye kadar elinizden ve dilinizden bırakmayınız. Gönüllerinizden çıkarmayınız. Kur’an nuru altında yaşamak, O’nun yolunda ve izinde bulunmak, ebedi mesleğiniz olsun. İyi biliniz ki fert ve milletlerin hakiki saadetleri Kur’an’dadır. Allah cennet memleketimizi, yüce milletimizi Kur’an’sız ve imansız koymasın. Cenab-ı Hak bizi Kur’an’dan ve Sünnet’ten, Allah yolundan ayırmasın.

Peygamberimiz (sav): “Kur’an’ın bir harfine on sevap verir Allah” buyuruyor. Kur’an’ın bir harfine on sevap var. Kur’an’ı baştan sona okuyanın halini sen düşün. Kiramen Kåtibin melekleri de onu yazıyor. Biz bunun farkında değiliz. Yani biz müslümanlar olarak, toplum olarak Kur’an’a tabi olamıyoruz. Fert olarak yaşıyoruz. Fert olarak yaşayanlar da azınlıkta.

Şimdi sizlere, hiç Kur’an okumayan, Kur’an öğrenmeyenler kimlerdir, diye soru sorsam bir çok kişi ben okumadım diyecek. Kabul edelim ki hiç okumayanın sayısı az. Fakat okuyan, okumasını bilenler nasıl okuyor? Tecvid bilgin var mı? Harflerin mahrecine uygun, Allah’ın emrettiği, Peygamber (sav)’in okuduğu gibi okuyabiliyor musun? Hayır. Öyle kara düzen, paldır küldür okuyorsun. Öyle olmaz. Kur’an’ı Kerimi tecvidle okuyacaksın. Kur’an aşere takrib üzere okunur. Onu biz yapamayız. Fakat şöyle bir düzgün öğrenip hatasız okuyabilsek bize yeter. “Kur’an okumayı biliyor musun?” sorusuna bilmeyenlerin çoğu ‘ben bilmiyorum’ demediğini, diyemediğini biliyoruz. Demesinler ki bu da Kur’an’ı bilmiyor. Allah her şeyi bilir. Ben Kur’an’ı bilmiyorum hocam, bana öğret diyeceksin. Hocanın yakasından tutacaksın, Kur’an okumayı bilen bir müslümanın yakasından tutacaksın ve ‘Kur’an’ı öğrenmek istiyorum, bana Kur’an’ı öğret’ diyeceksin.

Her kış 4-5 ay Kur’an öğretiliyor camilerde, biliyorsunuz. Bir kaç yaşlı geliyor, birkaç tane de çocuk. Başka kimse gelmiyor. Mahalle halkı yok. İşte bundan mesulsünüz. Kur’an’dan kaçıyorsunuz. Öyle cami cemaati, öyle müslüman biliyorum ki Kur’an’dan kaçıyor. Görev yaptığım yerlerde hep şahit olmuşudur. “Hacı efendi gel Kur’an oku” diyorum. “Hocam, Fatiha-yı şerifi okumayı bilmiyorum. Onun için utanıyorum, arkadaşların yanında. Yaşım gelmiş geçmiş. ‘Bu güne kadar bu Fatiha-yı şerifi niye öğrenmedin diyecekler bana. Bu yüzden gelemiyorum Kur’an öğrenmeye.”

Birisi yanımda namaz kılıyordu. Yaşlı bir hacı efendi. sesli okurdu;

“Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdulillahi rabbil alemin. Veleddallin. amin.” Okuması bu kadar. “Kul huvallahu ahad. Kullahu kufuven ahad..” Tahiyyatı da yanlış okuyor, Salli-barikleri de yanlış okuyor. Hacı efendiye gel sana bu sureleri, bu duaları öğreteyim dedim. “Benim bildiğim bana yeter hocam” dedi, öğrenmek istemedi. . Sen İslam’a, Kur’an’a gelmiyorsan yanlış yapıyorsun. Hz. Ali (kv) buyuruyor ki, bana bir harf, İslam dininden bir kelime öğretenin kölesi olurum. Hz. Ali Efendimiz ki, Peygamberimiz (sav), ona ilmin kapısı demiştir: “Ey Ali, ben ilmin şehriyim, sen ilmin kapısısın.” Ey müslüman kişi! Sakın ha, nefsine uyup da Kur’an’dan vazgeçme.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top