Kuran ‘a Tabi Olmak

2719İnsanın bedeninde ruh neyse, kalp neyse Kur’an da aynıdır. Başsız insan olur mu? Olmaz. Kur’ansız da insan olmaz. Kur’ansız hayat olmaz,toplum olmaz. Kur’an, insanların kulağına erişen bir nurdur. İnsanları hidayete erdiren, insanlığı doğru yola davet eden, insanlığı Allah’a davet eden bir nurdur.
Cenab-ı Hakk ayet-i kerimesinde bakınız ne buyuruyor: “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir va’z u nasihat, göğüslerdekine (gönüllere) bir şifa veren müminler için bir hidayet ve rahmet olan bir kitap gelmiştir.” YUNUS: 57

Size bir şifa kaynağı geldi bir rehber geldi, bir nasihat geldi. Ashab Peygamberimizin etrafında öyle toplanırdı ki, bir ayet-i celile nazil olduğu an: “Ya Resulallah, ayet mi nazil oldu?” “Evet.” Ayet hangi konuda nazil olmuşsa anında gereğini yerine getirirlerdi. O şekilde biat etmişlerdi Peygamberimiz (sav)’e.

Kur’an okunan evler neye benzer bilir misiniz? Nur saçan yıldızlara. Kur’an okunmayan evler ise bir mezarlığa, bir kabire benzer. Bir gün zelzele gelir onu yıkar. Bir fırtına bir kasırga onu yıkar. Niçin çünkü o mezar dayanıkla ve güçlü değildir.

Göğüslerinize bir şifa geldi buyuruyor Allah. Bundan neyi kastediyoryor? Kur’an insanlığa rahmet, bereket, şifa ve huzur kaynağıdır.

Bu Kur’an’ı bize getiren o Resul’e canımız da kurban olsun, malımız da. Fakat biz hep sözde “canım kurban olsun ya Muhammed, malımda canımda” diyoruz. Fakat Allah yolunda bir hizmet istenildiği zaman yere bakıp düşünmeye başlıyoruz. Hani nerede kaldı canımızı feda etmemiz.

Kur’an nurdur, gönüllere ışık ve hayat veren ilahi bir hidayettir. Bedenlerde can ne ise ruhlarda Kur’an da odur. O bütün bir beşeriyetin önünden ve arkasından karanlıkları kaldırıp bertaraf eden ilahi bir kitaptır. Allah’ım! Kur’an’ın nuruyla gönüllerimizi irşad eyle. Kur’an ve Sünneti yaşamayı bizlere nasip eyle.
Kur’an cevherleri tükenmez gaybi, ilahi bir hazinedir. Kur’an bir hazinedir. Kur’an bir rehberdir. Kur’an insanlığı Allah’a davet eden kötülükleri bertaraf eden, karanlıkları kaldıran nurları getiren bir kitaptır. Kur’an’a tabi olursak tüm sıkıntılarımız biter. “Ey, ey idareciler! Kur’an nerede, Kur’an’ı ne yaptınız?” diye yarın Allah soracak. “Göndermiş olduğum Kur’an’ı, Kur’an’ın emirlerini ne yaptınız?” diye inceden inceye hesaba çekecek.

Kur’an cevherleri tükenmez gaybi ve ilahi bir hazinedir. Batılı bertaraf eder. Kuru gürültülerin ve barbarların sesini dinlemez. O, kıyamete kadar ebedi ve daimîdir. Onun bir harfi dahi değişmeyecek, nuru devam edecektir. Eğer biz ona sımsıkı sarılırsak onun nurundan, bereketinden, ışığından faydalanırız. Yoksa karanlıkta kalırız.

Peygamberimiz (sav), namaz kılınmayan, Kur’an okunmayan, ibadet taat olmayan evleri karanlık bir mezara, bir kabre benzetiyor. Kur’an yok, Allah’a ibadet yok, Peygambere hürmet yok, secde yok, abdest yok, namaz yok. Böyle bir ev neye benzer? Yıkılmış bir viraneye, elektrikleri kesilmiş, duvarları, direkleri, yıkılmış bir harabeye. Böyle bir ev neye yarar. Sahibi evde duramaz. İşte Kur’an’sız bir insan söz konusu binaya benzer. O yüzden yediden yetmişe eğer Kur’an bilmiyorsan öğren.

Ey insanlar, size rabbinizden vaazu nasihat, göğüslerinize şifa veren bir kitap verdim. Yarın soracak herkese, konumu mevki ve makamı ne olursa olsun. Ne yaptınız Hz. Kur’an’ı. Bir zamanlar imam hatip okulları vardı. Hiç olmazsa orada Kur’an okunuyordu. Onu da kaldırdılar. Allah’a götüren yolları kestiler. Küfre götüren yolları açtılar. Peki Kur’andan mahrum yetişen nesiller nereye yönelecek? Kapkaç, terör, anarşi, fuhuş elbette ayyuka çıkar. Ne olacak halimiz? Ahlaksızlık alabildiğine yürümüş gidiyor. Kadınlar açılıp saçılmış geziyor. Kadınlar sokaklarda çırılçıplak dolaşıyor. Dur diyen hiç bir ses hiç bir soluk yok. Ama bir gün gelecek, dur diyen gelecek.

Kur’an, insanları olgunluğa, cemiyetleri ve milletleri şereflere, ululuğa, yüceliğe götüren hakikatler, saadetler ve selametler ülkesinin kitabıdır. İşte Kur’an’ın fertlere, medeniyetlere, milletlere verdiği değer. Kur’an’dan ayrılırsan karanlıklar ülkesine, karanlıklar diyarına düşersin. Işıkları olmayan diyarlara düşersin. Adımlarını atamazsın, çukurlara düşersin. Yarın yevmul mahşerde kabre girdiğin zaman kabrin karanlıklar diyarı olduğunu görürsün. Eğer Kur’an okursan Kur’an’la amel edersen Kur’an’ı kendine rehber önder yaparsan, Kur’an’dan feyiz ve bereket alırsan kabrin nurlanır. Bedenin nurlanır, cesedin nurlanır.
Kur’an’ı anlatıyorum. Sözlerimi yanlış yerlere çekmeyin. Kur’an’dan ayrılan bir millet, bir toplum mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Allah böyle buyuruyor, Hz. Muhammed (sav) böyle buyuruyor. Kur’an’a tabi olursan, Kur’an’a ve Sünnete sımsıkı sarılırsan sırtın yere gelmez. Bütün dünya bir olsa, bütün kainat biraraya gelse sırtın yere gelmez. İşte Hz. Muhammed (sav), işte Hz. Musa (as), işte Hz. İbrahim (as) ve işte Hz. İsa (as). Hz. Lut (as) ve Hz. Salih (as)’ın kavimleri peygamberlerine iman etmediler. İman etmeyenleri Allah topyekün helak etti. Fakat bu ümmete söz vermiş Cenab-ı Hak. Hz. Muhammed’e söz vermiş: “Habibim, senin ümmetini helak etmeyeceğim. Kıyamete kadar senin ümmetin devam edecek. Senin ümmetin şerefli bir ümmettir. Senin ümmetin iyilikleri yayan, kötülükleri meneden bir ümmettir.” Bu ümmet faziletli, değerli, kıymetli bir ümmettir. Bu ümmet şerefli bir ümmettir.

Allah buyuruyor: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız. ALİ İMRAN: 103

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top