Kıyametin Dehşeti

Muhterem Müslümanlar!

Kıyametin dehşetinden bahsediyor Cenab-ı Hakk. Peygamberimiz (sav) kıyameti, mahşeri anlattığı zaman Aişe Validemiz (ra): “Ya Resulallah, kıyamet günü sevenler birbirlerini hatırlamayacak mı? Sevenler, eş, dost birbirini göremeyecek mi?” Allah’ın Resulü: “Üç yerde, hayır:

Birincisi Mizan karşısında, iyiliklerin ağır mı yoksa hafif mi geleceği belli oluncaya kadar kimse kimseyi tanıyamaz.-ister baban olsun, ister annen olsun. Öyle bir gün-

İkincisi, amel defteri uçuşurken. Herkes amel defterinin acaba sağdan mı verilecek, soldan mı verilecek diye kimse kimseyi tanıyamaz. Bize çok hafif geliyor. Kıyamet, mahşer, mizan, terazi sırat köprüsü bize hikaye geliyor.

Üçüncüsü cehennemden uzun bir boyun çıkarak bir takım kimselerin boyunlarından tutarak cehenneme sürükleyecek. Cehennemde kıldan ince kılıçtan keskin bir köprü var orada. O köprünün üzerinde sivri demirlerden çengeller var, çatallar var, dikenli teller var. Bu köprüden kimi insanlar şimşek gibi geçecek, kimi rüzgâr gibi geçecek, kimi de yılanlar gibi sürünerek geçecek. İşte o sürünerek geçenler o çatallara, o kancalara, o dikenli tellere takılacaklardır. Çünkü o köprü cehennem üzerine kurulmuş. Oradan aşağıya düşecek. Bu anda kimse kimseyi hatırlamayacak.”

İnanmayanlara Allah’ın ayetlerini okuyorsun hiç kâr etmiyor. Allah Kur’an’ında bildiriyor:

(arapça metin) ya eyyuhennasut teku rabbekum yevme terevneha inne zelzeletes saati şey’un azim

ayet metni)…kullu murdiatun ammardaat …kullu zati hamlin hamleha ve terevne kesiran sukara ve ma hum bisukara velakin azaballahi şedid.

“O hamile kadınlar hamilindeki çocukları dürüşercekler, haberleri olmayacak. Ana, kucağındaki yavrusunu havaya fırlatıp atacak, haberi bile olmayacak.

Zalimler zannediyor ki, öyle aynı bu dünyadaki gibi yiyecek, içecek, gezecek, tozacak, zevk u safa, eğlence, fuhuş, zina, içki, şarap, tefecilik, faiz böyle rahat yaşayacak. Hele bir kabre gir, görürsün o zaman işin manzarası daha ileride. Kabirde sorgu hakimleri gelecek sorguyu sana soracak, kiramen kâtibin melekleri, münkereyn hazretleri gelecek sana ‘Rabbin kim’ diye soracak. ‘Kime taptın? Parayı mı öpüp başına koydun? Paraya mı taptın? Marka, dolara mı taptın?’ Ama bütün bunlar onların boynuna dolanacak.

Peygamberimiz buyuruyor ki: “Zekâtını vermeyen zenginlerin malları onları sokacak, onları zehirleyecek, yılan olarak, akrep olarak onların boyunlarına dolanacak. İşte senin dünyadaki sevdiğin malın diyecek ve boğazından aşağı inecek, onu öldürecek, zehirleyecek. Ona azap edecek”

( ayet metin…..) yevme yuhma aleyha fi nari cehenneme fetükva biha cibahuhum ve culuduhum ve zuhuruhum

Allah buyuruyor, mallarının zekâtını vermeyenlerin o malları ateşte kızdırılıp, sırtına, yanlarına bastırılacak. Hangi ateşte? Bu dünyadaki ateşte mi? Aman bu dünyadaki ateşte ne var ki. Ahiret ateşinin yanında yetmiş kat aşağı. İşte senin sevdiğin, zekatını vermediğin mal. Çuvallarla parası olanlar, zekatını vermeyenler, fakirleri bilmeyenler, ihtiyaç sahibi nedir gözetmeyenlerin kulaklarını çınlatıyorum Allah’ın ayetiyle.

İnanmıyorsun ama o gün geldiği zaman inanacaksın. Başını secdeye koyup yalvaracaksın Allah’a; “Allah’ım, ne olur beni dünyaya geri gönder” diyeceksin. Hayır geri dönmeyeceksin, geri dönüş yok. Ne diyor Cenab-ı Hakk:

(ayet metni) yevme nehşurul muttekine ilar Rahmani vefda

O müttakileri çağırın gelsin, günahkarları yaya ve susuz olarak atın, onlara su vermeyin. Cehennemde ondokuz tane baş melek vardır. Azap melekleri cehennemde sadece ondokuz tane mi? Hayır.

Bakınız Cenab-ı Hakk ne diyor:

Ayet metni vema ye’lemu cunude rabbike illa hu

“Rabbinin askerlerinin sayısını ancak Yüce Allah bilir.” Bu ondokuz melek, azap meleklerinin baş komutanları. Aldıkları emirleri yerine getirirler. Öteki asker melekler de onların emirlerinde. ‘Vurun, kıyın.’ Onların hortumlarında zehir tulumları, tulumbaları vardır. Kâfirlerin ağızlarına zehir saçacaklardır. Allah buyuruyor:

(Arapça ayet metin) min şecerin min zakkum vemaliune minhel butun… şurbel hin haza nuzuluhum yevmeddin.

“Verin şu zehirli ağacın suyundan o kâfirlere, o zalimlere.” Şişirin onları su istiyorlar. İçecekler ama boğazlarından aşağı gitmeyecek. Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki; “Yüce Allah şöyle buyuracak insanlara ve cinler topluluğuna: “Ey ins ve cin, size ben nasihat vermiştim. Ben size Kur’an’ımda bildirmiştim. Ben size ayetlerimi göndermiştim. Onun beraberinde de size Peygamber göndermiştim. Fakat siz inanmadınız. Şimdi tatın azabı, çıkış da yok.”

Ebu Hureyre (ra)’dan, Yüce Allah gökleri ve yeri yaratınca suru da yarattı.” “Ya Resulallah, sur nedir?” “Yüce Allah, suru yarattı, İsrafil’in eline verdi, İsrafil onu ağzına tuttu ve şu anda kıyamete kadar o sur ağzında bir emir bekliyor. Sur nurdan bir boynuzdur. Genişliği yerle göğün arasını doldurur, şarktan garba kadardır. O emir verildiği zaman birinci üflemede ürkütücü ve korkutucu olur. Bir zelzele gelir, insan nasıl ürker korkar, yerlerinden cin çarpmış gibi çıkarlar ki binalar başımıza yıkılıp öleceğiz diye korkarlar.

İkinci üflemede herkes ölür. Üçüncü üfleyişte herkes kabrinden kalkar. Ruhlar yeniden insanlara verilir. İns ve cin bir noktaya bakarak Rablerinin huzuruna varırlar. Öyle bir gün ki, ne evlat ana-babayı, ne ana-baba evladını tanıyabileceği ne de yardım edebileceği bir gün. Ya Rabbi bize yardım et. Bizi bize bırakma. Eğer bizi bize bırakırsan helak oluruz. Bize yardım etmezsen bizim elimizden tutmazsan, kalplerimiz kötülüklere, günahlara kayarsa helak oluruz. Ya Rab bütün kalpler senin kudret parmağının arasındadır. Ne olur ya Rab, kalplerimizi kudret parmağının arasından kötülüklere kaydırma.

Aziz müslüman!

Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Şu dört şeyde hesaba çekilmeden kulun ayakları bir tarafa kıpırdamayacak:

1- Ömrünü nerede harcadın?

2- Vücudunu nerede yıprattın? Meyhanede mi, içkihanede mi, birahanede mi, eğlence yerlerinde mi, fuhuş yolunda mı, içki masasında mı? Yoksa camiye mi, zikir meclislerine mi, sohbetlere mi gittin? Bu öyle insanlar var ki, bastonla zor gezer ama kahvehane hastalığı var. Eli ayağı tutmuyor, esip titriyor. Elinden birisi tutuyor, doğru gidiyor birahaneye. Çünkü ömrü orada geçmiş. Canı da orada çıkacak. Evde duramıyor. Bazı bayan kardeşlerimiz bize telefon ediyor, ‘beyim kahvehaneden gelmiyor’ diye. Bu bir hastalıktır. O kahvehanede kumar oynanıyor, bira içiliyor, orada kâğıt oynatılıyor. Orada haram yolu var. Orada vücudunu niye yıprattın diye Allah soracak sana.

3- İlmini ne yaptın? Alimlere, hocalara soracak Allah. ‘İlmin ile nasıl amel ettin? Nerede harcadın? İlmini yanlışa mı kullandın, yanlış fetvalar mı verdin? İnsanları sapık yollara mı sevkettin. Kurban vacip değildir, kesersen de olur kesmezsen de olur mu dedin?’ ‘Dedim.’ ‘Dedin ya işte bak ayıp etmişsin.’ Televizyonda profösörler söylüyor; “Efendim, namaz nedir, kul ile Allah arasında bir şeydir. Kılsan da olur kılmazsan da.” İşte Allah bunlara soracak. İlmini ne yaptın? Kur’an’ın dediğini söylemedin. Kendi indi fikrine göre fetva verdin.

4- Malını nerede kazanıp nereye harcadın. Bu daha zor. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. Bak şimdi bir kıssa anlatayım: Birisinin adam ölüyor. Geride bir oğlan evladı bırakıyor, bir de hanımı kalıyor. Çocuk 8-10 yaşlarına geliyor. “Oğlum, artık git kendine bir iş bul, çalış, kazan, geçinelim.” Anası bunu işe gönderiyor. Oğlan gidiyor akşam oluyor bir yumurta getiriyor evine. “Ah yavrum, oğlum, delikanlı oğlum, bugün bunu mu kazandın?” Yarın bir horoz getiriyor. “Ah oğlum bugün daha çoğunu kazandın.” Ertesi gün, daha sonraki gün, bir sonraki gün delikanlı her akşam eve gelince daha da fazlasını getiriyor. 3Nereden getirdin, nerede çalışıyorsun, nasıl kazandın” diye annesi sormuyor. Sadece ‘gelsin’ diyor. Bir de oğluna teşekkür ediyor. Öyle bir zaman geliyor ki, o zamanın hükümdarı onu cezaya çarptırıyor. İdam idam sehpasına çekiliyor. Soruyorlar o delikanlıya; “Son bir şey diyeceğin var mı?” “Var. Annemi çağırın buraya gelsin. Ona bir diyeceğim var. Anne gelip oğlunu idam sehpasının yanında görüyor. Ağlıyor sızlıyor. Oğlu: “Ey ana, niye ağlıyorsun? Ben sana tavuk getirdim, teşekkür ettin. Horoz getirdim, teşekkür ettin. Para getirdim, teşekkür ettin. Bir gün sormadın ki bunu nereden aldın, nereden getirdin? Ey hükümdar, benim sebebim anamdır.”

Şimdi ey baba, evladın kazanıyor ama takip ediyor musun? Nereden geliyor, nereden kazanıyor, biliyor musun? İşte televizyonlarda hırsızlıkları, melanetleri, fuhuşları görüyorsunuz. Keşke hiç göstermezseler. Kötülüğün kendisi bir çirkinlik. Gösterilmesi ayrı bir çirkinlik. 4-5 yaşlarındaki bir çocuk başka bir arkadaşını bıçaklayarak öldürüyor. Bu vahşeti çocuklara televizyonlar öğretiyor. Hırsızlığı, adam öldürmeyi televizyonlar öğretiyor. O ekranları bizim çocuklarımız da seyrediyor. Devlet de bu yayını yapıyor. Dışarıdan çocukları getirmişler, eğitmişler hırsızlık yaptırıyorlar. Çünkü çocukları yakalasan da yaşının küçük olması nedeniyle ceza verilemiyor. Yakalanıyor, karakoldan serbest bırakılıyor. Kanuna bak kanuna. Kanun o çocuğu bünyesine alacak. Yetiştirme yurduna alacak, ıslahevine alacak. Onlara öğüt, nasihat olmak üzere üzerlerine bir bilim adamı koyacak ki, bu çocuklara yanlışları değil, iyilikleri, doğruları öğretsin. Nasıl ki, o hırsızlar o çocuklalrı getirip, hırsızlık yapmaları için onları eğitiyorlarsa sen niye onları iyiliğe eğitmiyorsun. Televizyonlar vahşet olmuş, fuhuş yuvası olmuş. Kadın açık saçık şarkı söylüyor. Daha bunun ötesi var mı. Buna kim dur diyecek? Devlet.

Peygamberimiz (sav) hadisinde ne diyor: “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle onu önleyin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle önleyin, buna da gücünüz yetmiyorsa en azından kalbinizle buğzedin ancak bu da imanın en zayıf derecesidir.” Kötülüğü bir vatandaş eliyle önleyebilir mi? Şimdi buradan birkaç vatandaş kalkıp oradaki içki şarap büfesini kapatabilir mi? Buna güçleri yeter mi? Bu devletin kanunu var. Onu ancak o kapatabilir. Ona o yetki vermiş, ruhsat vermiş: ‘Sat, şu insanları zehirle.’ İçkiyi, şarabı devlet üretiyor, devlet satıyor. Şu hale bakınız. Neden bahsediyoruz, neyi anlatıyoruz?

Değerli müslümanlar!

Size Kur’an’ı anlatıyorum, hikâye anlatmıyorum. Allah’ın yasaklarını anlatıyorum. Helal ve haram Kur’an’da bellidir. Allah, Kur’an’ından helali de belli etmiş, haramı da. Herşeyi helalinden kazanıp meşru helal yemeyi emretmiş, Allah. Haram kazanmayı, faiz almayı, vermeyi, hırsızlık yapmayı tefecilik yapmayı, zina etmeyi, içki içmeyi, kumar oynamayı Allah, Kur’an’da yasaklamış. İşte eğitim budur. Eğitim Kur’an’dır. Eğitim, Allah’ın Kitabıdır. Onun dışına çıktınız mı, kanunların hepsi batıldır. İsviçre kanunu seni yönetebilir mi? Senin asıl kanunun var ey müslüman. Senin kanunun, seni yöneten, sana öğreten, seni eğiten, seni güzel ahlâka davet eden, seni doğruluğa teşvik eden bir Kur’an var, Kur’an. Başka kanun yok. Beşeri kanunlarla kendilerini yönetemiyorlar. Kanunu çıkaranların kendisi uymuyor. Niye bu Kur’an’ın dışına çıktık. Nedir dünyadaki vahşet? Neden müslümanlar ızdırapla kâfirler tarafından öldürülüyor?

Ayet metni ve men a’rada an zikri feinne lehu maişeten danke

“Siz Kur’an’a yüz çevirirseniz, siz Kur’an’ı arkaya atarsanız, sizin dünyada rızkınızı keserim, ahirette de sizi kör olarak haşrederim.” Kur’an’a sırt çevirdik biz. Kur’an nerede şimdi. Kur’an’ın hükmü nerede? Ancak Kur’an yönetir bu insanları. Allahu Zü’l-Celâl ve’l-Kemâl Hazretleri Kur’an’ı göndermiş, peygamberler göndermiş, insanlığı doğruluğa, güzel ahlaka, birliğe, beraberliğe, kardeşliğe davet için. Senin kanunun içkiyi mübah kılmış. Senin kanunun içkiyi üretiyor, satıyor. Ben burada size vaaz ediyorum. Eğer ben söylediklerimi kendim yapmıyorsam, kendim amel etmiyorsam, kendim işlemiyorsam, kendimde bu amel bu sıfat yoksa benim sözlerim size işlemez. Devlet de aynıdır. Devlet, Allah’ın kanununun dışına çıktı mı, kimse devletin kanununu dinlemez. İşte bir kaç tane hırsız Türkiye’yi yakıp yıkıyor. Ceza yok, bırakıyor. Jandarma ne diyor: “12-13 yaşlarında, nasihat ediyoruz. Bir kaç tane de sopa atıyoruz. Çıkıp gidiyor. Anasını babasını çağırıyoruz. Ana-babası diyor ki, ‘başa çıkamıyoruz, ne yapalım çocuk gidiyor’. Nerde? Köprü altında.” Baliciler, serseriler var mahallede. Jandarmalar kovuyor arabayla onları kaçıp sokaklarda saklanıyorlar. Kanun yok, nizam, intizam yok. Bu hale geldik. Bu ülke nasıl bu hale geldi? Kur’an’ın dışına çıktık. Allah’tan uzaklaştık.

Değerli, kıymetli müslüman!

İyi bil ki, bir gün Allah (c.c) kıyameti koparacak. Bir gün bu yaşanacak ve huzura çıkacağız.

Arapça ayet metin aleyha tisata aşer

Cehennemde ondokuz melek vardır. Onların ellerinde ateşten demirler topuzlar var. Ondan kafirlere bir tane vurdu mu kafirin başına ondan bir tane vurdu mu Allah, yerin yedi kat dibine girip çıkacak. ‘Sen miydin müslümanları acımasızca öldüren? Sen miydin demokrasi getireceğim diye müslümanları katleden? Gelin bakalım, ey kâfirler hesabınız ağır, hesabınız çetin, günahınız ağır, yolunuz cehennem.

Arapça metin vema ye’lemu cunude rabbike illahu

Rabbinin askerlerinin sayısını ancak Allah bilir. Onun askerleri çok. Allah, peygamberi Hz. Muhammed (sav)’e Bedir Savaşı’nda göndermedi mi melek ordularını. Bin melek İsrafil (as)’ın emrine verdi. Bin melek Cebrail (as)’ın emrine verdi. Bin melek Mikâil (as)’ın emrine verdi. Üçbin melekle Bedir Savaşı kazanıldı. Allah buyuruyor: “Resulüm, Habibim, sana melek ordularını göndermedik mi? Savaşı sana kazandırmadık mı?” Biz, Muhammed (sav)’in ümmetiyiz. Bize niye Allah, o orduları göndermiyor. Biz İslam’ı yaşamıyoruz ki. Biz Kur’an’ı yaşamıyoruz ki. Burada namaz kılıyoruz dışarıda başka başka işler yapıyoruz.

Değerli müslüman!

Kur’an, Allah’ın nizamı, Allah’ın kitabı. Bize doğruluğu emrediyor. Güzel ahlakı emrediyor.

Arapça metin ve inneke leala hulukin azim

Allah, peygamberini yeryüzüne niye gönderdi? Güzel ahlakı tamamlamak için. Şimdi cehennemi saymaya, cehennemin tabakalarını, vadilerini, azaplarını Peygamberimizin dilinden dinleyeceğiz. 

Ayet metni. İza raathum min mekanin baidin semiu leha teğayyuzan ve zefira

“Cehennem, kendilerini uzaktan görünce onun uğultusuyla horultusu duyulacak. Onun sesini kâfirler duyacak.” “Ya Resulallah, cehennem kâfirlerin üzerine gelecek. Cehennemin gözü var mı?” “Elbette. Cehennemin de gözü var. O görerek zalimleri hortumlayacak. Cennetin de gözü var. Azap meleklerinin de gözü var.”

Şimdi akla bir soru gelebilir: O azap melekleri cehennem ateşine nasıl dayanabilir? Balık nasıl suda yaşıyor? Bir şey duyuyor musunuz? Allah, onları da cehennem ateşinin içinde halketmiş. Peygamberimiz buyuruyor: “O cehennem azap meleklerinin omuzlarının genişliği yetmiş yıllık yol. Onların güçleri kuvvetleri o kadardır ki, yeryüzünde bir dağa bir yumruk vursa o dağı toz duman eder. İşte onların elinde kâfirler için ateşten topuzlu demirler var. Kâfirlerin, zalimlerin ve bunlara yardım edenlerin başına vuracaklar. Nasıl müsaade ettiniz bu kâfirlere, müslümanları katletmelerine, diye.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Daha önceki ümmetlerden bir belde vardı. O belde de yaşayan insanlar peygamberlerin amellerini işler, namaz kılarlar, oruç tutarlardı. Hac, zekât hasılı her ibadeti yaparlardı. Cenab-ı Hakk: “Ya Cebrail, o beldeyi al kanadının üzerine, semaya kaldır ve onları yere çal.” “Ya Rabbi, peygamberler ameli işleyen kullarını, onları da mı?” “Evet, onları da.” “Neden ya Rabbi?” “Onlar da kötülüklere göz yumdular. Kötülük yapanlarla beraber yemek yediler, onlara yol açtılar” –gelin Irak’taki müslümanları öldürün gibi- Onlarla beraber hepsini helak etti Allah. Öyle yaptı ki, o kasabaya uğrayan insanlar; ‘acaba burada insan var mıydı yok muydu, herhalde hiç insan yaşamamış, burada herhalde bir şehir yoktu’ diye hayretler içinde kalmışlardı. Çünkü Allah, burayı yerle bir etmişti.”

Peygamberlerin kavimlerini okusana. Okuyun da bir görün geçmiş peygamberlerin kavimlerini Allah ne yapmış? Peygamberimiz burada bir şey söylüyor. Allah Resulü diyor ki: “Her peygamberin reddilmeyen bir duası vardır. O geçen peygamberler dualarını dünyadayken yaptılar. Ben duamı kıyamet gününe bıraktım. Ümmetime şefaat için bıraktım.” Allah’ım, O’nun şefaatine bizleri nail eyle. Şu cennet vatanımızı koru. Düşmanların, kâfirlerin, zalimlerin şerlerinden bizi koru.

Bilesiniz ki, İslam topluluklarını yok etmek için, İslam cemiyetlerini yok etmek için İslam topluluklarının arasına fitne sokulmaktadır. Bu toplumu çekemeyen, hasetlik yapan, ‘bu cemaat niye burada olsun, niçin bu sohbetler burada olsun’ diye fitneler dolaşıyor içimizde. Haberiniz olsun. Allah’ım bizleri fitneden koru. İslam topluluklarını sen koru, muhafaza eyle ya Rab. Zalimlere, kâfirlere, fitnecilere, fesatçılara, hasetçilere, müfsitlere, münafıklara fırsat verme ya Rab. Bu cemiyeti, bu cemaati sen koru ya Rab.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top