Eşşeyh Esseyyid Hacı Mustafa Hayri Baba Malatyavi (k.s.)

285235_206801052705572_4253609_na

Günümüzden 106 sene once hicri 1311 yılında Malatya’da dünyaya gelen Hayri Baba Hazretlerinin babasının adı da Hayri‘dir. Annesinin adı Zahide hanımdır. Doğduktan 33 sonra babasını kaybeden Hacı Mustafa Hayri Baba, 4 yaşında da annesini kaybetmiştir.

       Ninesinin ve eniştesi Hafız Nafiz efendinin himayesinde büyüyen Hayri Baba Hazretleri ilk öğretimini Malatya’da bitirir. Daha sonra eniştesi Hafız Nafiz Efendi kendisini İstanbul’a getirir ve burada Fransız Koleji ‘nde eğitimine devam eder.

       Bu kolejde okuduğu o dönemde İstanbul ‘da bulunan Gümüşhanevi tekkesine gelen Hayri Baba Hazretleri Bolu’lu İsmail Zafiran Hazretlerinden Tarikat-ı Aliyye-i Nakşiyye ‘nin Halidiye kolundan ders alır. Fransız Koleji’nde tahsilini bitirdikten sonra Harbiye Nezareti‘nde memuriyete başlar.

       Harbiye Nezareti‘nde memuriyette bulunduğu zamanlarda 1.Cihan Harbi münasebetiyle Mekke ve Medine‘ye gitmesi gereken harp haritalarının gönderilmesi görevi kendisine verilmiş olup bu görevi türlü meşakatlere rağmen yerine getirmiş aynı zamanda hac görevini de bu vesile ile ifa etmiştir. Osmanlı Devleti ‘nin yıkılmasından sonra Harbiye Nezareti lağv edilir ve Hayri Baba Hazretleri Malatya’ya döner. Burada maliyede memurluğa başlar.Bu dönemde ilk evliliğini halasının kızı Ümmühan hanım ile gerçekleştirir. Ümmühan hanımdan iki çocuğu olmuştur. Hayri Baba Hazretleri, o dönemlerde Malatya’ya gelen Kadiri Şeyhi Hacı Muhammed Baba’yı ziyarete gidiyor. Hacı Muhammed Baba kendisine mürid olmasını istiyor. Hayri Baba Hazretleri ise daha once  Gümüşhanevi Tekkesinden İsmail Zafiran Hazretlerinden Nakşi dersi aldığını bu yüzden kabul edemeyeceğini beyan ediyor.

       Bunun üzerine Hacı Muhammed Baba kendisine o gece misafir olmasını istiyor. Bunu kabul eden Hayri Baba o geceyi orada geçiriyor. Ertesi gün sabah namazı kılındıktan sonra Hacı Muhammed Baba ders verme teklifini tazeliyor.

       Ve diyor ki;“Evladım bizde oniki tarikatın hilafeti toplanmıştır. Sana istediğin tarikattan hak ders verebiliriz. Bu ister Kadiri ister Rufai ister Halveti ister Celveti olsun.”

       Her  ne kadar eniştesi Hafiz Nafiz Efendi ‘nin teşviki ile Gümüşhanevi tekkesinden Nakşi dersi almış olsa ise de çocukluğundan beri içinde beslediği Abdulkadir Geylani Hazretleri ‘nin sevgisini içinden çıkaramayan Hayri Baba, Hacı Muhammed Baba ‘ya        “Efendim; madem bana ders vermek istiyorsunuz ben Geylani Hazretlerini çok seviyorum. Bana kadiri dersi verin.” der.

       Bunun üzerine Hacı Muhammed Baba artık saklayamaz ve şöyle buyurur;  “Evladım; biz bu şehre sadece senin için geldik.  Zaten beni bu şehre manen Abdulkadir Geylani Hazretleri gönderdi.” diyor.

       Böylelikle Hayri Baba Hazretleri, Kadiri Tarikatının Halisiye Koluna Hacı Muhammed Baba ‘dan ders alarak intisab etmiş olur.

       Hacı Muhammed Baba Hayri Baba Hazretlerine ithafen buyurmuş ki ; “Evladım, sen evladı Resül olan Koca Vaiz sülalesinden geliyorsun, sülalenden bu güne kadar 70 evliya yetişti. Sende çalış 71 nci evliya ol.”

       Bunun üzerine Hayri Baba Hazretleri buyuruyor ki;       Hacı Muhammed Baba’nın bana böyle demesinden sonra bir gece rüyamda Hz. Fatıma ‘yı gördüm. Bana dedi ki ; “senin gözlerin Al-i Resül’e benziyor.”dedi. Sonra Hz. Ali Efendimize dönerek öyle değil mi ya Ali, diye sordu. Hz. Ali Efendimizde “evet ya Fatıma Al-i Resül’e benziyor” dedi. Daha sonra Hz. Fatıma gözünün birini çıkararak benim gözüme benden çıkarttığı gözü de kendi gözüne taktı ve bana tebessüm etti. Daha sonra uyandığımda üzerimde birkaç damla kan lekesi gördüm. Ve şeyhim Hacı Muhammed Baba’nın ne denli doğru söylediğine kanaat getirdim.”

       Daha sonra Elazığ’ın Kuheng köyüne dönen Hacı Muhammed Baba’yı  sık sık ziyarete devam eden Hayri Baba yine böyle bir ziyaretinde şeyhiyle arasında cereyan eden bir hadisiyi şöyle anlatıyor.

       Elazığ’a şeyhimi görmeye gitmiştim. Huzura çıktığımda başımda hasırdan bir fötr şapka vardı. Başımdaki bu şapkayı gören Hacı Muhammed Baba şapkayı başımdan alıp yere vurduktan sonra Evladım sırra mı çekildin dedi. Daha sonra tebessümle bana hitaben; “Evladım Hayri ben seni tanıdığımda sen daha annenin karnında bile değildin.”deyince ben hayretle sordum. “Bu nasıl oldu efendim?” Anlatmaya başladı. Bir gün şeyhim Hacı Ömer Hüdayi Baha’yı ziyarete gitmiştim. Atlarla bir yere gitmemiz gerekti. Efendimi atına bindirip kendim de atıma binmek için yönelince atı üzerinde birisini gördüm ve çok şaşırdım. Efendim bana tebessüm ederek sordu, “Evladım bunu tanıdın mı?” “Hayır efendim bu kimdir” dedim. Bana; “Bu senden sonra senin görevini yürütecek olan Koca Vaiz oğullarından Esseyyid Mustafa Hayri’dir,” dedi. İşte Hayri Baba Hazretleri böylelikle keşi ve kerametleri açık bu altun zincire bir yeni halka oldu.

       Bir başka Elâzığ ziyaretini ise Hayri Baba Hazretleri şöyle anlatıyor;Yine Efendimi ziyarete gitmiştim. Birçok meseleleri konuştuktan sonra bana ölümün herkes için hak olduğunu gün gelip kendisinin de bu şerbeti içeceğini işaret etti. O an her nedense gafil bulundum. Ziyaretimi bitirerek Malatya’ya döndüm. Dairede işlerime baktığım bir gündü ki zahiren kulağımda bir ses işittim. Bu şeyhimin sesiydi. Ve bana “Evladım Hayri acele gel.” diyordu.

       Hemen işimi bıraktım, bir taksiye binerek Elazığ’a vardım. Vardığımda şeyhim ağır hasta yatıyordu. Beni gören Hacı Muhammed Baba’nın oğlu Mevlüt Efendi hayretle bana, “Hayri kardeş, nereden haber aldın da böyle acele geldin?” deyince duyduğum sesi ona anlattım ve Mevlüt Efendi ağlayarak bana şöyle dedi:

       Babamı daha tanıyamamışım ona ağlıyorum. İki saat önce yattığı yerden bana seslendi. Oğlum Mevlüt beni kapıya çıkar, dedi. Ben de kendisine baba ağır hastasın kapıda ne işin var dedim. Bana, Hayri’yi çağıracağım, deyince ben yine itiraz ettim. Baba, Hayri nerde Sen nerde, nasıl çağıracaksın dedim. Bu sefer bana kızgın bir sesle, beni kapıya çıkar gerisine de kanşma, dedi. Kapıya çıkardığımda yönünü Malatya’ya çevirerek yüksek bir sesle ‘Evladım Hayri acele gel ’ diye seslendi. Saat tuttum ve iki saat sonra sen buraya geldin. O yüzden ağlıyorum. Babamı tanıyamamışım ona ağlıyorum.”

       Daha sonra şeyhimin yanına girdim. Bana bir emri olup olmadığını sordum. Ağır haslığından dolayı zorlanarak konuştu ve; “Evladım, Ümmet-i Muhammed için canını feda et. Kelimemi Tevhidin yayılması için bütün çabanı sarf et. Bu manevi görevi sana bırakıyorum. İcazetin ve emanetlerin vasiyetimde yazılıdır. Ben göçtükten sonra onlara sahip çıkarsın. Kabrimi hemen yaptırıp beni defnedersin. Senden sonra pek bir zorluk olmayacak ama yine de bazı zorluklar göreceksin. O uğraşanları imtihan kabul et ve sabret. Sonra çekil belli bir zaman gizli çalış dedi. Bunlarla birlikte birçok tavsiyede daha bulundu ve beni uğurladı.”

       Malatya’ya döndükten kısa bir süre sonra acı haberi aldım. Ve hemen Elazığ’a vardım. Şeyhimin vasiyetini yerine getirdim. Defnettim bana bırakmış olduğu emanetler olan icazetnamemi, bir adet teşbihi, bir tacı ve Üzeyir Aleyhisselamdan kalma el işlemesi bir adet seccadeyi teslim aldım.”

       Böylece şeyhi Hacı Muhammed Efendi’den sonra Hayri Baba Hazretleri irşad görevine başlıyor. Şeyhi Hacı Muhammed Babanın işaret ettiği gibi bu irşad görevi ile birlikte bir çok zorluk ve meşakkatler birlikte geliyor. O zorlukların birini de Menemen hadiseleri patlak verdiği dönemdeyaşıyor.Tutuklanıyor, sakalı zorla kesiliyor ve bir çok eziyetler çektiriliyor.

       Hayri Baba Hazretleri ikinci evliliğini Bedriye Hanımla gerçekleştirmiş ve bundan 7 çocuğu olmuştur. Bu ikinci evliliğini ilk hanımı olan Ümmühan Hanımın vefatından sonra gerçekleştirmiştir.

       Hayri Baba Hazretleri irşad vazifesini şeyhinden aldıktan sonra o dönemin bütün zorluklarına ve yasaklarına rağmen kısa bir       sürede Tarikat-ıKadiriyenin Halisiyye kolunu bütün yurt sathına yaymaya muvaffak olmuştur.

       Hayri Baba Hazretleri ikinci hanımı olan Bedriye Hanımı da kaybettikten sonra üçüncü kez evlenmiş olup hanımı Şaziye Hanım’dır ve Hu hanımından da üç çocuğu olmuştur. Şaziye Hanımla evliliği döneminde Erzincan ‘ın Kemaliye ilçesine tayini çıkmış ve belli bir dönem memuriyetine burada devam etmiştir.

       Daha sonra Ankara’ya taşınmış bir dönem de orada irşad görevini sürdürdükten sonra kendisinin tabiri ile manen İstanbul’a görevlendirilmiştir. Bu konu hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Evladım İstanbul’da beş yüz evliya var. Fakat yine de irşada az geliyor. Bu yüzden bizi de manen Istanbul ‘a istiyorlar.” Buna ailesi pek taraf olmasa da kendisinin ısrarı ile İstanbul’a taşınıp Suadiye semtineyerleşmiştir. (1965)

       Menemen hadiselerinden ömrünün sonuna kadar devlet tarafından gözetim altında tutulan Hayri Baba Hazretleri Milâdi 1979 yılının 9. ayının 17’sinde pazartesi günü saat ll:30’da bu fani dünyadan dâr-ı bekâya irtihal etmiş ve hakkın rahmetine kavuşmuştur. (Hicri 1400)

       Cenab-ı Hakk (c.c.) himmet ve manevi yardımlarını üzerimizde daim eylesin. Amin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 

Scroll To Top