Kabir Hayatı

Kabir Hayatı

Topraktan halkolduk, ölüp tekrar toprağa döneceğiz ve tekrar dirileceğiz. Cenab-ı Hakk, Kur’an’ında kabirden bahsediyor: ” Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.” HAC: 7 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Ölü kabre konduğu zaman kabir ona şöyle der; ‘ey ademoğlu yazık sana. Niye mağrur oldun? Niye mağrur oldun da beni unuttun? Bilmiyor muydun ben fitne ve zulmet eviyim. Yazık sana, ben yalnızlık ve keder eviyim. Niye bu kadar gafil oldun? Eğer o kişi salih amel sahibi kimselerden ise bir münadi nida eder kabire: “Bilmiyor muydun, o iyilikleri emreden, kötülükleri men eden bir kişiydi.” Bunun üzerine kabir şöyle der: “Öyle ise ben ona bir yeşillik olurum.”

 Ama kabrin üzerine gidenler de hiç onu duymuyor. Kabirdekiler şöyle sesleniyor oraya gelenlere:

“Ey biz komşularından veya kardeşlerinden geride dünyada kalan kişi! Peki bizden ibret aldın mı? Sen bizi omuzunda taşıdın, kabre götürdün, kabre koydun ve geriye döndün. Hiç düşünüp ibret almadın mı, ben de öleceğim diye?”

 Hayır hiç ibret almadık. Allah’ım bizleri de ibret alan kullarından eyle.

Akıllı olursan, aklını kullanırsan, iradeni iyiliklere yöneltirsen elbetteki salihlerden olursun. Kabir sana rahmet olur. Rahmet yeri, bereket yeri olur, nur olur, cennet olur sana. O ölünün cesedi nura gark olur. Hiçbir ölü yoktur ki, içine gömüldüğü çukur ona şöyle hitab etmesin:

“Ben zulmet ve yalnızlık eviyim ey mevta.”

Üzerinde gezdiğimiz yeryüzü, şu gördüğünüz arz her gün şöyle nida eder:

“Ey gafil insan bir gün gelecek benim karnıma girecek, gömüleceksin.”

 Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Yerden sakının, yerden sakının. Yer sizin annenizdir. Bir gün herşeyi söyleyecek. Sizi bir gün doğuracak. Sizi birgün yeryüzüne çıkaracak. Her şeyi de söyleyecek. Nerede ne yaptın? Allah’a secde mi ettin? İçki mi içtin? Zina mı ettin? Faiz mi yedin? Tefecilik mi yaptın? Adam mı öldürdün? Yetim hakkı mı yedin? Yetimlere zulüm mü ettin? Emanete hıyanet mi ettin? Bunların hepsini söyleyecek.

Yüce Allah şöyle buyurur: “Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan “Ne oluyor buna!” dediği vakit, İşte o gün (yer) haberlerini anlatır, Rabbinin ona bildirmesiyle. (Zilzal: 1-5)

Kabirde herşey sorulacak. Ölü, kabre girdiği an iki sorgu hakimi gelir. Onlar Münkereyn (Münker ve Nekir) Hazretleridir. Ne diyecekler? Rabbin kim? Sadık olmayan, ameli bulunmayan kişi ‘bilmiyorum’ diyecek. Peygamberin? Bilmiyorum. Dinin? Bilmiyorum. Kıblen? Bilmiyorum. Kıbleye dönmedi ki, secde etmedi ki bilsin. Vay haline!

Namazına, haccına, ameline de güvenme ha! Eğer namaz kılıp yine kötülük işliyorsan; namaz kılıp yine yalan söylüyorsan; namaz kılıp Allah’ı zikredip yine gıybet ediyorsan, birine zulmediyorsan, komşunun hakkına tecavüz ediyorsan yazık sana. Çünkü senin o ibadetin, o amelin sana hiçbir şey getirmez ve seni kabirde de ahirette de kurtarmaz.

Evet, ey falan kişi, rabbin kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir? O cevap verir: Rabbim Allah’tır. Dinim İslam’dır. Peygamberim Hz. Muhammed (sav)’dir. Kişi böylece hesaba çekilir. Ağır bir sorguya tabi tutulur. Çok ağır bir sorgu. Buradaki gibi değil. Orada kabir genişleyecek, sual melekleri geldiği an, mevtânın sahipleri henüz daha kabrin başından gitmeden, hoca efendi henüz telkin vermeden sual melekleri geliyor. Kabir genişliyor. Mevtâ oturtuluyor. Ruh iade ediliyor. Sual melekleri geliyor. Rabbin kimdir diye soruyor. Mevtâ senin ayak takırtılarını duyuyor. Anlıyor öldüğünü. Kabre girdiğini de anlıyor. Fakat kabirden başka yere cevap veremez. Eğer salih kişi ise kabir genişler, cevap verir: Rabbim Allah’tır, peygamberim Hz. Muhammed’dir (sav), kitabım Hz. Kur’an’dır, dinim İslam’dır, kıblem Ka’be’dir. Cenab-ı Hakkın görevlendirdiği nidacı nida eder: doğru söyledin. Ya Rabbi, böyle demek bizlere nasib eyle. Dillerimizi lâl eyleme. Bülbüller gibi konuşmak, cevap vermek nasib eyle. Bizleri amel-i salih sahibi kullarından eyle.

Bundan sonra sual melekleri onu ağır bir sorguya tutacak. Ayak tarafından gelecek. Ayakta kıyamda durarak, el bağlayıp Allah’ın huzurunda kıldığı namaz, sorgu meleğine karşı durur ve: ‘Sen kim oluyorsun da bana soru soruyorsun? O kişinin namazı bu şekilde karşı durur.

Melek baş taraftan gelecek, oruç karşı çıkacak: Sahibim aç kaldı, susuz kaldı, ciğerleri parçalandı susuzluktan. Sıcak aylarda oruç tuttu. Sen kim oluyorsun da ona soru soruyorsun?

O zaman melek el ve kol tarafından gelecek. Eller karşı çıkacak: Sadaka verdi, Allah yolunda infak etti. Yetimleri, yoksulları, miskinleri doyurdu.

Oradan da geri dönecek, bedenden gelecek. Beden de karşı çıkacak: Hacc etti, cihad etti, malını ve canını feda etti. Meşakkatlere katlandı. Artık melekler sorguyu bıraktı: Sen hoşçakal, Allah’a ısmarladık. İşte o zaman Cenab-ı Hakk meleklerine emreder: “O kuluma cennetten libaslar, örtüler, çarşaflar getirin. Ona döşekler serin. Cennetten bir kapı açın. Kıyamete kadar orada cennet kokusuyla yatacak. Cennet döşeklerinin ve cennet libaslarının içinde yatacak. O salih kulu için Cenab-ı Hakk nida ediyor: “Onun ruhunu aldığınız zaman ruhunu göklere çıkarın. O kulumu illiyyin makamına götürün. Ona cennete bir kapı açın. Orada kıyamete kadar rahat etsin.” O salih kişinin ruhu alındığı zaman, melekler, ‘rahmet olsun sana’ diye rahmet okurlar. Ruhu göklere çıkarıldığı zaman yeryüzü ve gökyüzü melekleri saf saf olurlar.

Kâfire gelince.. Dünyadaki hayatı son bulup ahiret hayatına çıkacağı sırada ona gayet sert melekler gelir. Ellerinde kırbaçlar. Peygamberimiz buyuruyor ki: “O topuz öylesine ağırdır ki ins ve cin bir araya gelseler o topuzu kaldıramazlar. Topuzla bir dağın üzerine vurulsa dağ tuz buz olur.” Kâfire bir defa vuruyor, toz toprak oluyor kâfir. Yerin dibine indirip çıkarıyor. Kâfirin ruhu da gökyüzüne çıkarılıyor, onun da makamı gösteriliyor; cehennemdeki yeri. Yer ve gök melekleri kafire: ‘lanet olsun sana, azab olsun sana, cehennem olsun sana. Sen Allah’a iman etmedin. Allah’a secde etmedin’ diye lanet okuyacaklardır.

Ashabdan biri vefat etmişti. Peygamberimiz (sav) onun cenazesine geldi. Namazını kıldırdı. Kabre konuldu. Onun kabrinin başında bir müddet oturdu. Daha sonra şöyle dua etti: “Ey rabbim, kabir azabından sana sığınırım. Sen bu kulunu affet. Bu kulunu kabir azabına çarptırma.” Yine ensardan biri şöyle buyuruyor: Resulullah (sav) bir kabrin üzerinde durdu. Uzun uzun ağladı. Sordum: “Ya Resulallah, sana vahiy mi geldi? Rabbinden emir mi geldi?” “Hayır, hayır. Vahiy gelmedi. Bu kabirde olan mevtaya azab ediliyor.” Yine uzun uzun dua ettikten sonra oradan ayrıldı. Allah, analarımızı, babalarımızı, akraba-i taallukatımızı, bütün müslüman kardeşlerimizi kabir azabından muhafaza eylesin. Biz de onların halleriyle hallendiğimiz zaman bizlere de kâmil imanla çene kapamak nasip eylesin.

Bu vaaz ve nasihat günlünüze işliyor mu, işlemiyor mu. Gönülerimiz taş olmuş. Peygamberimiz konuştuğu zaman ashâb-ı kirâmın hıçkırıklarla ağlama sesleri caddelere çıkardı. Onlar kendilerinden geçer bayılırlardı. Fakat dünya bizi öyle kaplamış ki, dünya kalbimizde öyle yosun tutmuş ki, bir türlü bu va’z u nasihatler, kabir ve cehennem azabının şiddeti, dehşeti ile ilgili haberler bize işlemiyor. Rüzgâr ve fırtınalar nasıl kayalara vurup hızla geri dönüyorsa bu va’z u nasihatler de kulaklarımıza öyle çarpıp geri dönüyor, gönlümüze işlemiyor. Allah’ım, gönüllerimizi öldürme. Gönüllerimizi, basiretlerimizi aç ya Rabbi. Bizlere hakikatleri göster ya Rab.

Amel-i salih sahibi mümin kula, içinde bulunduğu kabir şöyle der: “Ey kötü huylarını terkedip iyi huylarla bezenip bana gelen kul! Hoş geldin. Seni Allah cennetine koysun. Ne güzel kişisin sen.” Mümin kulun canı çıkınca misk-i amber kokularıyla karşılarlar melekler onu.

Müminin kabrin yemyeşil bir bahçeye dönüşür. Müminin kabri yetmiş arşın genişler. İçi ayın ondürdü gibi aydınlanır. Ancak kim Allah’ın zikrinden, Kur’an’ından yüz çevirirse bundan mahrum kalacaktır. “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. Taha: 124

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top