İyiliği Emretmek

Kardeşlerim!

Camiye girerken dünyayı dışarıda bırakın.

İyilik ve takvada birbirinizi destekleyiniz, azgınlıkta değil. İyilikte kimse kimseye yardım etmiyor. Fakat kötülükte bir bakın eğlence yerlerine, batakhanelere, içkihanelere, birahanelere bir bakın görün; insanlar nasıl birbirine yardımcı oluyor?

Aziz Müslüman!

Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, Allah’a sonsuz hamd u senalar olsun ki, bizi müslüman yaratmış. Ya olmasaydık ne olurdu halimiz? Hıristiyanın, Yahudinin bir haline bak. Dünyanın, kafirlerin bir haline bak. Onlar için dünyada sadece bir şey var: Madde. Onlar maddeci. İnanan bir müslüman maddeci olamaz, manacı olur. Ne diyor Cenab-ı Hak: “Takvada birleşin. Birbirinize Allah yolunda yardımcı olun.”

            Küntüm hayra ümmetin uğricet linnasi   Ali imran 110 )

“Siz, siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan hayırlı bir ümmetsiniz” diyor Cenab-ı Hak. Onun için bizim vazifemiz, görevimiz nedir bilir misiniz? Kötülük işleyen, günah işleyen, bataklıklara düşen, çamurlara batan, kötü yollara giden insanların karşısına çıkıp güzel bir lisanla, yumuşak bir sözle onları; “aman kardeşim seni Allah böyle mi yarattı? Seni Allah müslüman yarattı. İçkiyi haram kıldı. Zinayı haram kıldı. Faizi haram kıldı. Kumarı, tefeciliği haram kıldı. Rüşveti haram kıldı. Sen bunu niçin yapıyorsun?”

Bu ülkede öyle insanlar var ki, çalışmıyor. Sadece bir işle uğraşıyor. Ne ile? Sabah erkenden kalkıyor, iş takibine geçiyor. Belediyeler arasında, vilayetler arasında iş takip ediyor. Ne yapıyor? Sen, zavallı bir müslüman. Kimseyi tanımıyorsun. Geliyor sana -o da müslüman ha, adı müslüman- diyor ki işini ben yaparım, şu kadar para verirsen. Bu adam namaz da kılıyor, camiye de gidiyor, Hacca da, Umreye de gidiyor, sadaka veriyor. Vallahi Efendiler! Çamur çamuru yıkar mı? Pislik pisliği yıkar mı? Pisliği deterjan yıkar, sabun yıkar. Pisliği ne yıkar? İyilik yıkar. Allah’a kulluk yıkar. Onun için Allah bu gibi insanlara hidayet eylesin.

Enes b. Malik (ra) diyor ki: “Peygamberimiz   (sav), benim üzerime bir kere salat u selam getirenin nefesinden Yüce Allah, beyaz bir bulut yaratır. Allah, o buluta emreder: ‘rahmet deryasına dal ve bütün yeryüzüne yağ!’. Diyor ki Allah Resulü; “Dağların üzerine yağdığı zaman, Allah, dağların üzerinde altın halkeder, gümüş halkeder. Resulullah’ ın ümmeti ne yiyor? O’nun hürmetine yaşıyoruz. O’nun hürmetine nefes alıyoruz. O’nun hürmetine kafir de yemek yiyor. O’nun hürmetine kafirlerin çocuklarının çocuklarının üzerine düşmüyor, o rahmet deryasından yağan yağmur. Onlara da Yüce Resul diyor ki; “gün gelir ki kafirlerin üzerine düşen her damladan Allah onlara da iman nasib eder.”

İşte değerli müslüman bir defa Peygambere salat u selam getirenin nefesinden Allah rahmet bulutu melek halkediyor melek melek. Emri bil ma’ruf nehyi anil münker yapanlar için yeryüzünde bir kişinin işi gücü iyiliği emredip kötülükten kaçmak vazifesi o olan kullar için Allah 300 tane huri verecek o kula. 300 tane iri gözlü huriler. Huri kızları o emri bil marufu yapan adama ne diyecek bilir misin; “Sen hatırladın mı, yeryüzünde falan yerde emri bil maruf yaptığın zaman Allah beni halk etti. Öbürü de gelir der ki; “Efendi, hatırladın mı filan beldede emri bil maruf yaptığın zaman Allah beni sana yarattı.” İşte Allah’ın yarattığı kulları kötülükten men etmek en yüce vazifedir. Peygamberlerin en yüce vazifesidir. Peygamberlerin varisleri diyoruz ya, bütün hocaların hepsi ‘ben Peygamberin varisiyim’ diyor ama bakınız burada Cenab-ı Hak ne diyor:

            (“ete’murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum… Bakara 44)

Allah buyuruyor:

“İnsanlara iyiliği emredip kendini unutuyor musun? Oysaki kitabı okuyan da sizsiniz.” Bize diyor, hatiplere diyor. Oysaki Kitabı okuyan da sizsiniz, nasihati yapan da sizsiniz. Kullara emri bil maruf yapan da sizsiniz, aklınızı başınıza almayacak mısınız? diyor Cenab-ı Hak. Ha …….. şah damarınızı kuruturum diyor. Buraya çıktın mı, Allah’ın ayeti ne söylüyorsa onu söyleyeceksin. Kafire, kafir diyorsa kafir diyeceksin. Namaz kılmayana kafir diyorsa kafir diyeceksin. Oruç tutmayana, hacca gitmeyene Peygamberimiz ne diyor? Hac farz olup gitmeyen, bile bile aklı selim sahibi olup hac farz olup da gitmeyip ölen kişi ister Hıristiyan ister Yahudi olsun. Hac farz oldu mu, hemen gideceksin. Oğlunu kızını -millet çocukları düşünüyor- evlendireyim, bir de emekli oldum mu, oh o zaman hacca giderim. Emekli olmadan, çocuklarını da evlendiremeden bir de baktın ki Ahmet nalları dikmiş. Hani, Peygamberimiz sana demişti ki; ‘hacca git, hac yapmadan ölürsen ister nasrani ister yahudi olarak öl.’

Sen iman ettikten sonra Allah’ın emrini yaşamak zorundasın. Kaçış yolu yok. Kurtuluş yolu yok namaz ibadetine. Namaz ibadetine mazeret yok. Bakınız Ebu Derda ne diyor: “Ya iyiliği emredip kötülükten alıkoyan olursursunuz ya da Yüce Allah başınıza öyle zalim bir yönetici öyle zalim bir idareci gönderir ki, musallat eder ki, ne büyüğünüze hürmet eder ne birinize acır, içinizdeki iyilerin de duaları kabul edilmez. Allah’tan yardım dilersiniz fakat yardım gelmez. Günahlarınızın affını istersiniz, Allah affetmez.” Hz. Aişe’den (r.a) rivayet ediliyor: Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Halkının on sekiz bin kişisi Peygamber gibi amel işlediği halde Yüce Allah, bunları toplu cezaya çarptırdı.” Aişe (ra) validemiz soruyor: “Nasıl olur ya Resulallah?” Peygamberimiz buyurdu ki: “İyi amel işleyen kişiler Allah için öfkelenmezler, iyiliği emredip kötülükten alıkoymazlardı. Onlarla beraber yemek yerlerdi. Onlarla beraber gülerlerdi. Hiç Allah düşmanlarına buğzetmezlerdi. İyilikleri emredip kötülüklerden nehyetmezlerdi. Onun için Allah bu kasabayı toplu cezaya çarptırdı. Helak etti.”

İşte Cennet Adası’nı helak etti ya, Allah. Hani neresiydi orası? Cennet Adası diyorlardı. Bizimkilerde sevgilileriyle beraber oraya gitmişlerdi. Ama onlara özel uçak gönderildi. Fuhuş yapanlara, zina yapanlara, eğlenceye gidenlere özel uçak gönderiliyor. Bakan, özel uçak gönderiyor. Eyvah zalimlerin haline bak. Allah şu ülkeyi koruyorsa, Allah şu ülkeyi muhafaza ediyorsa, Allah şu ülkeyi alt üst etmiyorsa bu ülkenin içerisinde gece sabahlara kadar Allah’ın aşık kulları var, sadık kulları var. “Ya Rab!” diyerek onlar öyle yalvardıkları an Cenab-ı Hak, onların hürmetine belaları kaldırıyor, yoksa helak eder.

Allah buyuruyor:

“Onlar yaptıkları kötülükten birbirlerini alıkoymazlardı. Ne kötü, fena iş yaptılar.” Arkadaş arkadaşı içki içmeye götürüyor. Zinaya götürüyor. Kumara götürüyor. O ne zalim arkadaş! Yevmi mahşerde de o kötü iki arkadaş birbirlerini kötüleyecekler; “Yazıklar olsun! Sen beni kötülüklere, günahlara bulaştırdın. Beni Allah yolundan kaydırdın, saptırdın. Yazıklar olsun sana!” diye. O mahşer yerinde de birbirlerine sitem edecekler.

Allah buyuruyor:

“Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin arkadaşları birbirlerinin velileridir. İyiliği emredip kötülükten alıkoyarlar. Onlar namazı dosdoğru kılarlar, zekatlarını da verirler. Onlar Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlar yok mu? Allah onları esirgeyecek, günahlarını bağışlayacaktır. Şüphesiz ki Allah aziz ve hakimdir.” Allah’ım! bizleri de o mümin kullarından eyle.

Bakınız Hz. Ebubekir ne diyor?

Hz. Ebubekir gelip peygamberimize: Müşriklerle savaşmanın dışında bir cihad şekli var mı ya Resulallah, diye sordu. Peygamberimiz (sav) şöyle cevapverdi: “evet vardır, ey Ebubekir. Allah’ın şu meleklerinden(?) üstün dereceli öyle mucahitleri vardır ki bunlar sağdırlar. Herkes gibi yerler, içerler ve halkın arasında gezerler. Yüce Allah onlarla gökteki meleklere karşı iftihar eder övünür. Ümmü seleme Allah’ın resulü için nasıl süsleniyorsa, cennet de onlar için öyle süsleniyor.” Hz. Ebubekir: “Ya Resulallah kim bunlar?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdular: “Bunlar iyiliği emredip kötülüğü menederler. Allah için sevip Allah için de öfkelenenlerdir.” Başka bir hadisinde Peygamber (sav): “Onlar tahtlara oturacaklardır.” Sordular: “Onların amelleri nedir ya Resulallah?” Peygamberimiz (sav): “Onlar birbirlerini Allah için sevdiler, sevmediklerini de Allah için sevmediler.” İşte biz de birbirimizi Allah için sevelim. Allah’ım! Bizleri bu yolda daim eyle. Peygamberimiz (sav), sözlerine şöyle devam etti: “Nefsim kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu kimselerin cennetteki köşkleri şehitlerden daha yüksektir, daha yüksek olacaktır. Bu köşklerin her birinde kimi yakut kimi yeşil zümrütten olmak üzere 300 kapısı vardır. Her bir kapının önünde nur parlayacaktır. Bu kimseler sırf eşinin gözleri içine bakmak için iri gözlü hurilere bakarlar. O huriler de bunları gördükleri zaman; “Ey efendim, sen hoşgeldin. Ben seni bekliyorum. Hani filan yerde emri bil maruf yaptın ya, o anda halk etti Allah beni sana. Öbürü de aynı şeyi söyler. Emri bil maruf nehyi anil münker yapanlara Allah, 300 tane huri verecek. 300 tane huriyle evlenecekler.” Hanımlar duymasın. Hanımlar duyarsa bunu da kabul etmezler. Hanımlar ahiretteki hurileri bile kabul etmeyip kıskanırlar. E sen akıllı ol, sen de cennete gir. Sen de hurilerden ol.

İyi hanımların cennette hurilerden olacağını bir ev sohbetinde böyle anlatınca bir arkadaşımız rahmetli parmak kaldırdı: “Hocam” dedi, “Ben, Cenab-ı Allah’a orada diyeceğim ki, bu kadını da istemiyorum, cenneti de istemiyorum. Öyle ki, beyinin ciğerini yakmış. Sen beyinin ciğerini yakarsan cennetin kokusunu bile alamazsın. Hanımefendi sen kocana salak dersen, sen kocana manyak dersen, sen kocana köpek dersen seni cennete koyar mı Allah, koymaz. Cennetin beşyüz yıllık yoldan kokusu vardır. Mümin kullara beşyüz yıllık yoldan cennetin kokusu gelir. O kokuyu duyamayacak bu hanmlar. Hanım, kocasına ne diyor? Sen manyak mısın, salak mısın, diyor. Bunu bildiğim için, duyduğum için söylüyorum. Evet bu kadın geceli gündüzlü ibadet yapsa kocasının helallığını almazdan ölürse cennet göremez. Hanımların da kulağını çınlattım. Zaten uzun zamandan beridir hiç hanımlar hususunda vaaz konusuna girmedim. Onlar çok rahat. Şimdi şimdi kurcalamaya başladılar. Eyvah, beyleri hatırlarına geldi. kimilerinin beyleri ölmüş, kimilerinin beyleri hayatta. Salak dediğin o efendin var ya, manyak dediğin o efendin var ya, köpek dediğin o efendin var ya, seni korumak için Allah, onu sana vermiş, senin ırz ve namusunu, iffetini koruyor. O olmazsa sen, ortalıkta rezil olursun, perişan olursun, çoluk çocuğun sefil olur. O seni koruyor, senin haberin yok. Haberin yok, aklın yok, şuurun yok, idrakin yok senin. Allah, hanımlarımıza da, kızlarımıza da akıl ve şuur versin.

Yüce Allah (cc), Hz. Musa’ya şöyle hitap ediyor: “Ey Musa! Sırf benim için işlediğin hiç bir amel var mı?” Musa (as): “Ya Rab! Allah’ım! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim, secde ettim, sana hamd u sena ettim, Kitabını okudum, senin adını andım.” Yüce Allah (celle şanuhu) şöyle buyuruyor: “Ey Musa! Namaz senin kılavuzun, oruç senin kalkanın, verdiğin sadak üzerine gölgedir. Secdedeki tespihin senin için cennette ağaç olacaktır. Kitabımı okuman da sana köşk ve huri sağlayacaktır. Benim adımı anman da, senin ışığın olacaktır. Sırf benim için ne yaptın, ya Musa? Onlar senin için.” Bunun üzerine Hz. Musa: “Ya Rabbi! Ben bilmem, bana öğret yapayım. Senin rızan için ne ise yapayım. Sırf senin rızan için olacak bir amel bana bildir de onu işleyeyim ya Rabbi!” Yüce Allah Hz. Musa’ya: “Ey Musa! Benim için hiç dost edindin mi? Benim rızam için dost edindin mi? Benim rızam için düşman oldun mu kimseyle? İşte bu benim içindir.”

Ebu Ubeyde İbnul Cerrah (ra) şöyle rivayet ediyor: Peygamberimize bir gün: “Allah katında en yüksek dereceli şehit kimdir ya Resulallah” diye soruldu. Resulullah: “Allah katında şehitlerin en yüksek derecelisi zalim bir valinin karşısında dikilerek iyiliği emredip kötülükten alıkoymaya çalışırken öldürülen kimsedir. Zalim vali onu öldürmediği takdirde bile o yaşarsa yine şehit mertebesini alır.”

Hasan el- Basrî (ra) den, Peygamberimiz (sav) yine buyuruyor ki: “Ümmetimin en yüksek dereceli şehidi, zalim bir devlet başkanının karşısına geçip dikilerek, iyiliği emreden, kötülükten sakınmayı ona hatırlatan ve bu yüzden de öldürülen böyle bir şehit, cennetteki Hz. Hamza’nın derecesindedir.” Peygamberimizin amcası Hz. Hamza Uhud’da şehid oldu. Peygamberimizin mübarek dişi şehid oldu, mübarek yüzü yarıldı, kanları aktı. “Ya Cebrail yetiş, Habibimin kanını tut. Eğer Habibimin kanı yere akarsa, yeri alt üst ederim” dedi Yüce Allah. O zaman Peygamberimiz (sav) biraz kendine geldi. Öyle oldu ki, Peygamberimizin (sav) başına, üzerine, sağına, soluna, arkasına, önüne oklar, yaylar, kılıçlar yağmur gibi yağdılar. Peygamberimiz öyle bir hale geldi ki, baygın vaziyetine geldi. Ashab perişan olmuş, şehid olmuş neden, bilir misiniz? O konuya niye geldim? Konum, o değil, o konuya niye girdim? Allah ve Resulünü dinlemeyenlerin hali, akıbeti, âhiri perişandır. Mutlak bir sille yiyeceklerdir. Peygamberimiz (sav) Uhud savaşına hazırlandığı zaman, askeriyle, ordusuyla, komutanıyla, gençlerle, halkıyla iç içe girdi bir istişare yaptı. Gençler çok hızlı, çok hızlı. Fakat kâfirler de Bedir savaşında yenildikleri için hızlarını alamadıkları için onların hınçları var Peygamber’e karşı, müslümanlara karşı. Peygamberimiz, gençlere dedi ki; “biz savunma savaşı yapalım, muharebe yani göğüs göğüse çarpışma yapmayalım. Gençler, peygamberimize karşı çıktılar; “Hayır ya Resulullah!” dediler. Peygamberimiz hiç sesini çıkarmadılar. Evine, içeriye makamına girdi. İki zırh birbirinin üzerine giydi ve atına bindi. Hemen Ebubekir-i Sıddık (ra), Hz. Ali (ra) Efendimiz, ashabın büyükleri, ileri gelenleri geldiler. “Ne yaptınız, ne yaptınız? Hata ettiniz, Resulullah’ı kırdınız, O’nu incittiniz” diyerek gençlere sitem ettiler. “Ya Resulallah! Senin dediğin olsun. Savunma yapalım” dediler. Peygamberimiz: “Hayır, Peygamber zırhını giyindi, atına bindi, geri dönmez.” Ashab anladı ki, Uhud’da yenileceğiz. Ve ilk hitapta savaşa girdiler. Müslümanlar kazandı. Savaşı hemen müslümanlar kazandı. Öyle ki, Hz. Hamza küffar ordusunu yararak sağa sola kılıç salladığı zaman üç, beş, on tane birden öldürüyor. Böyle görünce küffar askeri korktu kaçtı. Fakat Peygamberimiz (ass), Uhud Dağı’nın hemen karşısında ufak bir tepe var -Hacca gidenler bilir, o tepeye çıkıp dua ediyoruz- O tepenin hemen kıyısna, yanına yetmiş tane okçu bıraktı. Okçulara tembih etti: “Biz savaşı kazanalım veya kaybedelim. Benden emir gelmeden, Peygamberden emir gelmeden burayı terketmeyeceksiniz.” Fakat kâfir durmadı. Bekliyor, bir şey bekliyor, bir fırsat kolluyor. Müslümanlara, okçulara bir haber geldi; “Ganimet dağılıyor, müslümanlar kazandı, kâfirler kaçtılar.” Fakat ordu komutanı Halid b. Velid -tabi sonradan müslüman oldu- gözetliyor. Okçular oradan kaçınca, ganimetin olduğu dağa doğru gidince Halid b. Velid askeriyle beraber orada kalan yedi okçuyu şehid ettiler ve Peygamberimizi, müslümanları arkadan kuşattılar. Yetmiş şehid verdik. Hz. Hamza şehid olduktan sonra, iş bittikten sonra Peygamberimiz kendine geldi ve Hamza’yı göreyim, amcamı göreyim dedi. Resulullah bir baktı ki, Hamza’nın kalbi yarılmış, Hamza parça parça, kulakları, burnu, dudakları kesilmiş. Peygamberimizi dinlemediler. Allah’ın Resulünü dinlemediler. Savaşı kaybettiler. Yetmiş şehid verdiler. Rivayete göre o şehidlerin bir kısmı ile Mus’ab b. Umeyr ve Hz. Hamza Uhud Dağı’nda yatıyor. Geriye kalan şehitler de Cennetul Baki mezarlığında toprağa verildi.

Değerli müslüman!

Bugün insanlık Allah’tan kopmuştur. Bugün insanlık Resulullh’tan kopmuştur. Bugün insanlık İslam’dan kopmuştur. Bugün insanlığın başına gelen bela ve musibet ondan dolayı geliyor. Biz Peygamberimizi dinlemedik. Biz Allah’ı dinlemedik. Kur’an’ı rafa kaldırdık. İslam’ı yıktık yerine küfür, batıl kanunlar koyduk. İslama düşman olan kanunları koyduk. Şeriata düşman olan kanunları koyduk. İslam’ı yıktık, yerine küfürü getirdik, batılı getirdik, kâfiri getirdik. Ne zannediyorsunuz, bu insanların başına gelecek bela, musibet nedendir? Bakınız, değerli müslümanlar! Dikkatinizi çekiyorum: İslam ülkelerinin başında olan liderlere bir bakın. Bir bakın, İslam ülkelerinin başında olan liderler kimlerin emriyle gelmiş oraya. Ürdün’e bakın, Suudi Arabistan’a bakın, Irak’a bakın, Afganistan’a bakın, Filistin’e bakın; Bütün, yahudinin uşakları gelmiş. O müslümanlar şimdi inim inim inliyor. Gel bizimkilere bak. Kimler getirdi bunları iktidara? Yahudi getirdi, Yahudi. Nereden nereye geldiler? Nereden yahudi nereye getirdi? Şimdi İslam düşmanlığı var Türkiye’de, Hıristiyanlar kol atıyor, rahat rahat çarşı pazarda incil dağıtılıyor, dolar dağıtılıyor. Para karşılığı dinler satılıyor. Ne zannediyorsunuz? Müslümanlar uyuyor, yahudi çalışıyor.

Değerli Müslümanlar!

Peygamberimiz (sav);

“Miraca çıktığım gece cehennemde bir zümre gördüm. Erkekleri makaslarla dudaklarını kırpıyorlardı.” “Onlar kimlerdir?” diye soruldu. Peygamberimiz (sav): “Ben Cebrail’e sordum, ‘dudaklarını kırpanlar kim’ diye. Cebrail bana: “Ya Muhammed! Onlar senin ümmetinin hatipleri, alimleri, hocalarıdır. Onlar, emri bil maruf nehyi anil münkeri yaptılar, kendileri işlemediler, kendileri yaşamadılar. Onlardır, dudaklarını kırpıp çekenler. Yeniden yerine geliyor, yeniden kırpıyorlar. Onların cehennemde azabı o. Kimin? Hatiplerin, hocaların, dilini yutmuşların, emri bil maruf yapıp kendileri yaşamayanların. Kürsüden söylerim ben. Kürsüden söylemek kolay, fakat yaşıyor musun? Kur’an ve Sünneti yaşıyor musun? Emri bil maruf nehyi anil münkeri ilk önce kendi nefsine yapacaksın. Kendi nefsinde tatbik edeceksin, kendi nefsinde yaşayacaksın ki, senin sözün insanlara işleyebilsin.

Cenab-ı Hak, ülkemizi, milletimizi, memleketimizi korusun, muhafaza eylesin. Yahudilerin, kâfirlerin şerrinden muhafaza eylesin, korusun.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top