İslam ‘da Aile

46921331-e049-485b-933f-57f663bcae13Sakın Allah’ın emirlerini ihlal etmeyin. Kul Allah’ın emrini nasıl ihlal eder? Kadın kocasına ihanet ederse, kocasını saymazsa, kocasının emrine itaat etmezse bu vadedilen cennete nail olamaz. Peygamberimiz (sav), insanın insana köleliği, kulluğu caiz olsaydı kadının kocasına kul köle olmasını emredeceğini beyan etmiştir. Kadın kocasına itaat etmek mecburiyetindedir.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Mirac’da cehennem bana arz olundu. Cehennem kadınların çokluğunu gördüm.

Hz. Aişe (ra) validemiz sordu:

“Ya Resulallah, neden cehennem ehlinin çoğunun kadın?”

Peygamberimiz (sav):

“Ya Aişe o kadınlar kocalarının mallarına, canlarına, ırzlarına  ihanet ettiler. Onların emirlerini, mallarını, canlarını, ırz ve namuslarını korumadılar. Onun için Allah onları cehennem ehlinden kıldı.” Allah, hanımlarımızı kızlarımıza amel-i salihler nasib eylesin. Kocalarına, beylerine itaat edenlerden eylesin.

Aman hanım kardeşlerim cennete gitmek istiyorsan  beyin içki içse de, günah işlemiş olsa da sen o kocaya hakaret etme. Allah, o yetkiyi sana vermemiş. Onu sadece ikaz edersin. Çünkü Cenab-ı Peygamber (sav), evleneceğin kızı, erkeği amelinden, dininden, ahlakından dolayı seçmeyi öğütlemiştir. Malını, arabasını, köşkünü, sarayını, dairesini seçme. Zenginliğine güvenme. Dinine bak, iffetine bak, örtüsüne bak, ahlakına bak. Biz ona bakmadan: “Aman padişahın kızını aldım, öyle bir arabası var ki, sorma. Dairesi var, köşkü var. kızım  hayatını yaşayacak” diye veriyor. 3-5 ay 6 ay sonra bir bakıyor ki mahkemenin kapısında almışlar soluğu. Boşanma davası açmışlar.

Gidin mahkemelere boşanma davalarına bakın. En ziyade zengin aileler boşanıyor. Niye? Çünkü malı tercih ettiler. Arabayı tercih ettiler. Hayır, imanı tercih et. Örtüsünü, ahlakını, ailesi dindar olanı tercih et.  Seni iki cihan saadetine götürecek tercih budur. O zaman kocana hakaret etme yetkisini Allah sana vermemiş..  En galiz en ağır küfürlerle  beylerine küfreden kadınlar var. Böyle kadınlar cennete girer mi? cennetin kokusunu bile duyamazlar. Yetmiş yıllık yoldan cennetin kokusunu duyamazlar

Her şeye rağmen kocasına itaat eden hanım da var. Bakın bir hanım kardeşimi anlatayım size. Bir defasında bizim eve gelmişler. Bizim hanım dedi ki, bir kadın seninle görüşecek. Baktım hanım kardeşimizin iki gözü iki çeşme. Bunu da hanımlara örnek olarak anlatmak istiyorum.

“Ne olmuş, derdin nedir kardeşim” dedim.

“Derdim kocamdır. İçki içiyor. İki tane yavrum var. Boşanmayı düşünüyorum, ama evimi, yuvamı yıkmak istemiyorum.” dedi.

“Fakat sen kocana karşı ne yapıyorsun? Kocan o kadar yaramazken sen ne yapıyorsun?” diye sordum.

“O işe gittiği zaman, bahçe kapısına kadar uğurluyorum. Güle güle git, buyuruyorum. Akşam geldiği zaman yemeğini, çorbasını hazır ediyorum. Ayaklarını sıcak suyla yıkıyorum. O, benim dinime, imanıma, seccademe, tespihime küfrediyor. Ben ne yapayım hocam? Boşanayım mı,” dedi.

“Sabret kardeşim sabret” diyerek sabır tavsiye ettim. Öyle bir zaman geldi ki, o hanım kardeşimiz geldi:

“Hocam, Allah senden razı olsun. Sizin duanızın bereketiyle benim kocam içkiyi bıraktı.”

İşte budur hanımın görevi. Eve içkili de gelse hanımı ona itaat etmek mecburiyetindedir. Yalnız peygamberimizin bir emri var: Onun içkisini getirip vermeyecek,  içki sofrasını kurmayacak. Ona bu hususta hizmet etmeyecek.. Fakat hanımlık görevini yapmak mecburiyetindedir. İşte böyle yaparsa cennete girer. Altından ırmaklar akan cennetlere girer.

Cenab-ı Hak, hanımlara öyle bir hürriyet, öyle bir nimet vermiş ki bu onlara yeter: Kadının hürriyeti örtüsüdür. Bakınız, tesettürlü, va’zu nasihat dinleyen, ehl-i zikir, ehl-i salat, ehl-i takva hanımlarla televizyonlarda sahnelerde şarkı, türkü söyleyenler, çarşı pazarda açık saçık dolaşanlarla aynı cinsten; onlar da kadın. Onlar da insan fakat Allah onları diğerlerinden ayırmış. Yetmez mi bu nimet kardeşim? Sen bu nimetin karşılığını nasıl ödeyeceksin, neyle ödeyeceksin? Cenab-ı Hakka secdeyle. Zikirle, şükürle, hamd ile O’nun nimetinin şükrünü eda edebilirsin.

Cenab-ı Hak, hanımlarımıza, kızlarımıza, oğullarımıza, bütün kardeşlerimize hidayet eylesin. Babasına, karısına, kocasına itaat edenlerden eylesin. Cenab-ı Hak, yolunu izini kaybetmiş kullarına da hidayet eylesin. Onlar da bizim kardeşimiz, onları da Allah yaratmış. Allah, onlara da doğru yolunu göstersin.

İyi hanımların cennette hurilerden olacağını bir ev sohbetinde anlatınca bir arkadaşımız rahmetli parmak kaldırdı: “Hocam” dedi, “Ben, Cenab-ı Allah’a orada diyeceğim ki, bu kadını da istemiyorum, cenneti de istemiyorum. Öyle ki, beyinin ciğerini yakmış. Sen beyinin ciğerini yakarsan cennetin kokusunu bile alamazsın. Hanımefendi kocasına salak derse, manyak derse, köpek derse Allah onu cennete koyar mı, koymaz. Cennetin beşyüz yıllık yoldan kokusu vardır. Mümin kullara beş yüz yıllık yoldan cennetin kokusu gelir. O kokuyu duyamayacak bu hanımlar. Hanım, kocasına ne diyor? Sen manyak mısın, salak mısın, diyor. Bunu bildiğim için, duyduğum için söylüyorum. Evet bu kadın geceli gündüzlü ibadet yapsa kocasının helallığını almazdan ölürse cennet yüzü göremez.

Kadınlar çok rahat. Şimdi kurcalamaya başladılar. Eyvah, beyleri hatırlarına geldi. Kimilerinin beyleri ölmüş, kimilerinin beyleri hayatta. Ey hanımefendi, salak, manyak dediğin o efendin var ya, köpek dediğin o efendin var ya, seni korumak için Allah, onu sana vermiş, senin ırz ve namusunu, iffetini koruyor. O olmazsa sen, ortalıkta rezil olurdun, perişan olurdun, çoluk çocuğun sefil olurdu. O seni koruyor, senin haberin yok. Haberin yok, aklın yok, şuurun yok, idrakin yok senin. Allah, hanımlarımıza da, kızlarımıza da akıl ve şuur versin.

Şimdi hanımlara bir mesaj göndereceğim. Bu cennetlik erkeklerin yanında ey hanım kardeşlerim, eğer sen de cennetliksen, kocanı memnun ettinse, onun ırzını, namusunu, çoluğunu, çocuğunu, iffetini, şerefini korudunsa sen de cennete gireceksin, eş olarak. Allah seni erkeğine verecek. Şimdi burada eski bir arkadaşım hatırıma geldi. Allah rahmet eylesin o kardeşimiz de yakında vefat etti. O kardeşimizle bu sohbeti yaptığımız zaman parmağını kaldırdı. Hocam, bir şey soracağım. Ben Allah’a diyeceğim ki, Ya Rabbi, ben o cenneti de istemiyorum, o hanımı da. Demek ki, bu kardeşimizin canını yakmış, ciğerlerini yakmış. Zaten bu kadın cennete giremez.

Bir kadından bahsetmiş ashab. Bu kadından bahsedince sahabeden biri;

“Ya Resulallah, ben o mahalledeki kadını tanıyorum. Komşular ondan memnun değil. O kadın komşulara diliyle eza cefa ediyor. Peygamberimiz buyuruyor ki, o kadında hayır yoktur. O kadının yeri nardır, cehennemdir. Ama o kadın ne yapıyormuş? Sabahlara kadar namaz kılıyormuş. Onun ibadeti Allah’ın yanında hiçtir. O kadın cehennemliktir.

Eğer kocalarınızı memnun ederseniz, kocalarınızın rızasını kazanırsanız, cennete gidersiniz. Şimdi burada kadınlardan bir soru geldi. Hocam, beyim içki içiyor, sarhoş. O seni ilgilendirmez, mesuliyet kocana aittir. Eğer o içkiyi, o kötülüğü sen içsen kocanın seni boşaması gerekir. Seni ikaz edecek, yola gelmezsen bırakacak. Fakat koca kendinden mes’uldur. Sen kocandan mes’ul değilsin. Sen onu güzellikle ikaz edersin. Bu zehir zıkkımı içme, yazıktır. Paranı harama verme, paranı harcama diye ikaz et. Sen o sarhoş kocana dahi hanımlık yapmak mecburiyetindesin.

Hasan-ı Basri Hazretleri buyuruyor ki, “ben kestiğim kurbanımın etini ilk önce duvar komşum olan mecusiye ve yahudiye ikram ettim”. Sen de orada diyeceksin ki ya kurban eti gavurlara verilir mi? Verilir. Komşu hakkı var sende. Şimdi o kocanın da sen de hakkı var. İçki içiyor, günah kazanıyor. Allah hidayet nasip etsin. Ama sen ona öyle cefa ediyorsun ki, ona öyle hakaret ediyorsun ki, bir kadın kocasına köpek derse salak manyak derse bu içki iç mekan de beterdir. O kocanın kalbini yaralıyorsun sen. O koca bir daha bunu unutmaz. Senin gideceğin yer de ebedi olarak nardır. Ama yemek yapacaksın. Kocan akşam geldiği zaman onu karşılayacaksın. Yüzü gülmüyorsa yüzünü güldürmeye çalışacaksın.

Fatımatü’z-Zehra, Hz. Ali Efendimizle münakaşaya tutuluyor. Hz. Ali Efendimiz hiç bir şey söylemiyor. Sayıyor, sayıyor döküyor her şeyi. Bu sefer kalkıyor ağlıyor, sızlıyor. Hz. Ali Efendimizin ellerini ayaklarını, yüzünü gözünü öpüyor. Yedi defa etrafında dönüp Hz. Ali Efendimizi güldürünceye kadar ağlıyor ve Resulullah’a gidiyor. Resulullah (sav):

“Kızım niye ağlıyorsun?”

“Gözümün nuru babacığım, damadın Ali ile münakaşa ettim. Onun yüzünü güldürünceye kadar çalıştım.”

“Kızım Fatıma, Allah’a yemin ederim ki, Ali ‘yi inciterek ölsen cenaze namazını kıldırmam” buyuruyor.

Ne zannediyorsun hanımefendi, sen kocana salak diyorsun, manyak diyorsun, senin ırzını, namusunu, bedenini koruyor. Bütün zorluklara, darlıklara, yokluklara göğüs geriyor. Senin ırzın namusun için, canını ateşlere soğuklara, sıcaklara atıyor. Bunu unutma. Borca harca giriyor. Bütün zorlukları senin yüzünden çekiyor. Bu kocanın kıymetini bil.

Kocalarına kötü muamelede bulunan, kötü sözler söyleyenler vardır. Öyle şey olur mu, bir kadın kocasına kötü söz söyleyebilir mi? Vallahi diyen var.. Öyle kadın var ki namaz da kılıyor, ibadet te ediyor, çarşaf bile giyiyor. Gördüğün zaman sanıyorsun ki örnek bir mümine hatun. Ama o çarşafın içinde öyle bir zalim var ki aman yarabbi. Kocası konuştuğu zaman, onu azarlıyor. İşte bu kadın cennetin kokusunu alamayacak. Çünkü Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Cennetin kokusu 500 yıllık yoldan duyulur. Ana babaya isyan eden evlat ve kocasına isyan eden kadın bu kokuyu duyamayacak, cennete giremeyecek, cennet yüzü göremeyecek.”

“Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar…” NİSA: 34

 Evin reisi erkektir, kadın değildir. Bütün emir ondan geçer. Onun için kadın sarhoş kocasına dahi ‘köpek, salak, manyak’ diyemez. Hanımlık görevini yerine getirir. Fakat içki masasını kuramaz, içkisini getiremez, içki sofrasına hizmet edemez. Etmezse mesul değildir. “Hayır, ben senin içkini getiremem, bardağını getiremem, mezeni, zehir zıkkımını getiremem. Git kendin yap.” Bunu yapamaz, mes’ul de olmaz. Fakat kocası nahoş bir vaziyette eve geliyorsa, bütün berbat olmuşsa onu yıkaması, temizlemesi, o zalim kocaya hizmetini yerine getirmesi gereklidir. İslam böyle emreder. İslam ne güzeldir. Her şeyi koruma altına almış. Her şeyi koruma altına almış. Kadının tepeden tırnağa avret olduğunu söylüyor. Yani tepeden tırnağa kadar yapancı erkeğe kendisini gösteremez. Ergenlik çağına giren bir kız avrettir. Başını açamaz. Örtünmek mecburiyetindedir. Ergenlik çağına giren bir kız derhal örtünmek zorundadır.  Öğrenciler Başörtüsüyle içeri alınmıyor. Üniversitelere gidemiyor kızlarımız. Cahil mi kalsın yavrularımız. Ne yapacağız şimdi. Burada iş aileye düşüyor. Zalim düzene bıraksan, kızını ar ve hayadan sıyırıp sana verecek.

Ben anama hatta babamın anasına, neneme yetiştim. 70-80 yaşlarında şal başında yaşmak ağzında olmasına rağmen evin içerisinde dahi kendisini namahremden saklıyordu. Hiç kimse yok, sadece dört duvar var, başında şal, minderin üzerinde sedirde oturuyor. Kardeşiyle de yemek yemiyor. Annem soruyor ki niye kardeşinle yemek yemiyorsun. Utanıyorum, ağzımı görürler diye yemiyorum diyor. Utanıyor kardeşiyle yemek yemeye. Şimdiki hal ile o zamanı var sen kıyas et. Osmanlıdan kalan o hanımlar, Osmanlının torunu olan o kadınlarında haya ve edep vardı. Erkân, örf ve adet vardı.

Ben yetiştim onları gördüm. 12-13 yaşlarındaydım, medresede okuyordum. Babalarım, amcalarım, bazen sokakta, yol üstünde oturuyorlardı. Kadınlar gurup grup çeşmeden su getirdiklerinde gelir oraya suları koyarlar, bir yere çöker beklerlerdi. Büyüklerin önlerinden salına salına geçmezlerdi. O büyüklerden, ‘evladım sularınızı alın geçin’ izni geldikten sonra oradan geçerlerdi. Haya var, başında şal, ağzında yaşmak, tesettürleri de tepeden tırnağa kadardı.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top