Ona Ümmet Olmak

“(Resûlüm! )

De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. ALİ İMRAN: 31

Peygamberi sevmeyen Allah’a gidemez. Yol kapalıdır. Peygamberi tanımayan, peygambere biat etmeyen, Allah’ı tanıyamaz, Allah’ı sevemez. Allah’ım biz aciz, miskin, zayıf, günahkâr kullarınız. Günahlarımız yerle gök arasını doldurmuş. Sen rahmetinle bizi, iyi kulların arasına kat.

Birisi Peygamberimiz (sav)’e geliyor:

  • “Ya Resulallah beş vakit namazımı kılıyorum. Hiç kesinti vermiyorum. Yılda bir ay orucumu tutuyorum, zekâtımı veriyorum, haccıma gidiyorum. Ben ahirette kimlerle beraber olacağım?” Allah Resulü şöyle mubarek iki parmağını işaret ediyor ve:
  • “Peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber olacaksın. Şu iki parmağım gibi yakın olacaksın.”

Şimdi meyhanedeki insana da sorsan, Allah’ı seviyor musun? O da, seviyorum der. Sevgi böyle olmaz. Sevgiye ispat lazım. Sevgini ispat edeceksin. Allah’ın emirlerin yerine getiriyor musun? Peygamber’in sünnetini yapıyor musun? O zaman doğrusun. Peygamberlerle haşrolacaksın. Enes b. Malik buyuruyor ki: Bir gün Peygamberimiz (sav) Selman’a seslendi:

  • “Ey Selman, nedir bu halin senin? Rengin benzin solmuş, zayıflamışsın. Seni perişan görüyorum.”
  • “Hayır ya Resulallah, hasta falan değilim. Hiçbir derdim, illetim yok. Tek bir şey istiyorum ya Resulallah: Seni bir an görmezsem, çıldırırım. Seni görmezsem duramıyorum. Bugün de düşündüm düşündüm; ‘Ya Rab, ahirette peygamberim Hz. Muhammed(sav)’in makamı, makam-ı mahmud olacak. Ben de Selman olarak cennete girsem bile mertebem oraya ulaşmazsa ve ben O’nu görmezsem halim nice olur?” Böyle bir sevgiye karşı elbette peygamberlerle haşrolacak. Sıddıklarla, salihlerle, şehitlerle beraber haşrolacak. Bizde bu sevgi var mı? Yok. Bir türlü bu sevgiyi gönlümüze yerleştiremedik. Şuurumuz zayıf, çok zayıf. İhlasımız yok denecek kadar az.

Bir adam varmış, kendini Allah’a adamış, Allah’a aşık. Adamın bir kızı dünyaya geliyor. Kız evlat ya, ona çok sevimli geliyor. O zatın kalbindeki Allah sevgisi yarıya bölünüyor. Kızını da sevdi ya. Birgün rüyasında öldüğünü görmüş. Kıyamet kopmuş, mahşere çıkmış. Mahşerde çeşitli sancaklar asılmış. O zat da o sancakların arasında. Cenab-ı Hakk bir melek gönderiyor, o zatı o toplumun arasından çıkarsın diye.

O zat meleğe diyor ki;

  • “Ben Allah’ı sevenlerden biriyim. Ben Allah aşığıyım. Beni neden buradan çıkardın? Sana öyle mi söyledi, Allah?”
  • “Evet. Rabbim öyle emir verdi. Kızına olan sevgiyle Allah sevgisini bozduğun için bu cemaatle olamazsın.”

Uyanır uyanmaz: ‘eyvah eyvah’ buyuruyor, ‘davayı kaybettim.’

Ellerini açıyor:

  • “Ya Rab! Kızımı al. Eğer senin sevgine mani olacaksa, senin muhabbetine mani olacaksa kızımı al.” Bir gün bu zat evinde otururken bir haber geliyor; ‘Kızın damdan düştü, vefat etti. Başın sağ olsun’ denince ellerini kaldırıp: ‘Elhamdülillah, Rabbim sevgisini benden almadı, kızımı aldı’ diyor.

Burada şu hatıra gelebilir: Hocanın dediğine göre, evlatlarımızı sevmeyelim mi? Seveceksin, fakat nasıl seveceksin? Alllah sevgisi herşeyin üstünde olacak.

Cenab-ı Hakk, kuluna kudsî hadisinde buyuruyor ki:

  • “Ey kulum benden rızık mı istiyorsun?”
  • “Evet”
  • “Kıpırdat elini, vereyim. Çalış vereyim. Sen tembel tembel yatarsan vermem. Başkalarının sırtından geçiniyorsun fakat vermemi istiyorsan kıpırdat elini.”

Şimdi tesbihi eline alman lazım. ‘Lailaheillah’ demen lazım ki, Allah ve Resulü’nün sevgisini kazanasın. Kendini iyice kontrol edeceksin. Oturacaksın namaza durduğun zaman veya zikrulllaha oturduğunda aklını fikrini bir araya toplayacaksın. Şuurunu, idrakini, inancını, ihllasını bir araya toplayacaksın ve: “Ya Rabbi! Malımın, evladımın, karımın, kızımın, oğlumun, dünyanın sevgisi ne kadar kalbimde? Allah ve Resulü’nün sevgisi ne kadar?” diye teraziye koyacaksın, tartacaksın. O zaman anlarsın ki eyvah, ben bugüne kadar zarar gördüm. Ben bugüne kadar hep dünyayı sevmişim. Eyvah diyeceksin. Peki evlat sevilmez mi? Sevilir Evet evlat sevilir. Allah rızası için sevilir.

Yoksa, ‘Doktor yapacağım, mimar yapacağım, mühendis yapacağım, maaş alıp, katlar üzerine kat çıkacak, oğlum zengin olacak’ gayesiyle seviyorsan o Allah için sevmek değildir. O dünyanın sevgisidir. Evladını da, oğlunu da, kızını da, karını da, müslüman kardeşini de seviyorsan Allah rızası için sevmelisin. Şöyle demelisin: “Ya Rab! Hanımımı senin rızan için seviyorum. Hanımım bana senin bir emanetindir. Senin emanetin olduğu için seviyorum. Irz ve namusum olduğu için seviyorum. Oğlumu ve kızımı sen bana bir nimet olarak verdin. Nimetin kadrini bilebilmek için seviyorum onları. Allah, sana evlat verdi, oğul verdi, kız verdi; ‘kot pantolon giyindir, başını, göbeğini aç çarşı pazara sal’ diye, öyle mi? Sana öyle mi buyurdu Allah? Öyle sevgi olmaz. Sevgi sadece Allah rızası için olur.

Melekler bile Peygamber’e aşıktırlar. O, miraca davet edildiği zaman yedinci kat semaya, sidre-i müntehaya kadar vardı. Her vardığı semada melekler karşıladı. Öyle karşılandı ki, Hz. Muhammed huzura davet edildi diye bütün melekler saf saf kıyamda O’nu bekliyordu. Çünkü onun gelişi bütün varlığa, bütün eşyaya ilan edilmişti.

Cibril-i Emin (as) bin yıl Allah’a şükür etmek için iki rekat namaz kıldı.

  • “Ya Rabbi benden daha gürbüz, daha güzel ve daha büyük bir melek yarattın mı?”
  • “Hayır dendi. İki rekat namazı bin senede tamamladı.”
  • “Ya Rabbi namazımı kabul ettin mi?”
  • “Ettim Ya Cebrail (as). ve Senin gibi huşu ile namaz kılan görmedim. Fakat ahir zaman da göndereceğim peygamber Hz. Muhammed (sav)’in zayıf, miskin, günahkar, isyankar, asi ve mücrim ümmetine beş vakit namazı farz kılacağım. Onların kılmış olduğu iki rekat namaz senin bin yıllık namazından eftaldir.”
  • “Neden Ya Rabbi?”
  • “Onlara Ben emrettim ve o namazı farz kıldım. Sen o namazı kendiliğinden kıldın. Onların iki rekat namazı senin bin yıllık namazından eftaldir Ya Cebrail.”

İşte Allah bu ümmete bu fazileti, bu kıymeti, bu değeri vermiştir.Fakat ümmet kendini kaybetmiş, Kur’an-ı kaybetmiş.Ümmet dinini kaybetti, bütün ahlakını kaybetti.Ahlaksızlığa yöneliyor, nesil kötülüğe, kayıyor.

Allah korkusundan ağlayan, ömür boyu Allah’tan korkan, ibadeti ve itaati Allah’ın rızası için yapıp Allah ve Resulüne itaat eden cennetlik kullar için Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Cennetlik kullar Allah’ın vermiş olduğu ahiret nimetleriyle karşılanacaklar. Cennetten getirilmiş libaslar, döşekler, yastıklar ve nalinler verilip başlarına taç geçirilecek. Fakat o cennet ehlinde bir durgunluk olacak. Cenab-ı Hakk (cc) o kullara hitap ederek:

  • “Ey kullarım durgunluğunuz nedir? Sizlerin bir telaşı bir durgunluğu var. Size cennetimi nasip ettim, sizi affettim, bağışladım. Daha ne istersiniz? Durgunluğunuz nedendir?”
  • “Ya Rabb Senin bize bir vaadin var. Sen cennetlik kullarına Cemalini göstereceğini Kur’an’ın da beyan ettin. Senin gönderdiğin elçin Muhammed Mustafa (sav) bize öyle bildirdi.
  • “Evet ey meleklerim, cennetlik kullarımla Zatımın arasındaki hicapları, perdeleri kaldırın.”

Melekler Cenab-ı Hakk’a (cc) hadisin devamında şöyle sesleniyorlar:

  • “Ya Rabbi bu kulların isyankar, günahkar sana isyan etmişler, günah işlemişler. Nasıl cemalini görebilirler?
  • “Ey meleklerim! Onlar Ben’den korktular, ağladılar. Onlar bana secde ettiler, kıyamda durdular. Onlar rüku yaptılar, bana itaat ettiler. Kaldırın perdeleri Cemalullah’ı görsünler.”

Allah (cc) bizleri de o kullarından eylesin.

Allah (cc) bizleri nefsi emmarenin eline bırakmasın. Şeytanın tuzağına düşürmesin. Allah (cc) dünyayı bize sevdirmesin.

Cenab-ı Hakk işte orada şöyle buyuruyor: “Onların Rabbleri yanında mükafatları, altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Hepsi orada ebedi kalacaklar. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuştur.” Beyyine: Başka bir ayetinde de Cenab-ı Hakk: “Rabbinizden bir selam size, ey cennetlik kullarım selam olsun size. Bu çok merhametli Rabblerinden onlara bir selam.(Yasin 58.ayet)

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top