Hesap ve Mizan

Hesap ve Mizan

Bu hesapları vermeye hazırlanalım. Ölüm gelip çatmadan. Kıyamet kopmadan. Haberiniz olsun ey İslam’a karşı çıkanlar. Kulaklarınız çınlasın. Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Şu dört şeyde hesaba çekilmeden kulun ayakları bir tarafa kıpırdamayacak:

  • Ömrünü nerede harcadın?
  • Vücudunu nerede yıprattın? Meyhanede mi, birahanede mi, eğlence yerlerinde mi, fuhuş yolunda mı, içki masasında mı? Yoksa camiye mi, zikir meclislerine mi, sohbetlere mi gittin? Öyle insanlar var ki, bastonla zor gezebiliyor ama kahvehane hastalığına tutulmuş. Eli ayağı tutmuyor, esip titriyor. Elinden birisi tutuyor, doğruca gidiyor birahaneye. Çünkü ömrü orada geçmiş. Canı da orada çıkacak. Evde duramıyor. Bu bir hastalıktır Yüce Allah cümlemizi muhafaza buyursun.
  • İlmini ne yaptın? Alimlere, hocalara soracak Allah. ‘İlmin ile nasıl amel ettin? İlmini kötüye mi kullandın, yanlış fetvalar mı verdin? İnsanları sapık yollara mı sevkettin.

-“Kurban vacip değildir, kesersen de olur kesmezsen de olur, yerine sadaka versen de olur” dedin mi?

– “Dedim.”

– “Dedin ya işte bak ayıp etmişsin.”

Televizyonda profesörler söylüyor;

“Efendim, namaz nedir, kul ile Allah arasında bir şeydir. Kılsan da olur kılmazsan da.” İşte Allah bunlara soracak. İlmini ne yaptın? Kur’an’ın dediğini söylemedin. Kendi indi fikrine göre fetva verdin.

  • Malını nerede kazanıp nereye harcadın? Bu daha zor. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. İyi bil ki, bir gün Allah (c.c) kıyameti koparacak. Bir gün bu yaşanacak ve ilahi huzura çıkacağız.

Eller ve ayaklar emanettir. Elimizle haramı işlersek, ayaklarımızla camilere, sohbetlere ve zikirlere değil de masiyete gidersek nasıl hesap veririz yevmu’l-mahşerde. Azalarımız şahitlik yapacak aleyhimize. Herkesin başının üstünde Kiramen Katibin melekleri dışında bir melek var. bunun her halini, her hareketini, iyisini, kötüsünü zerresine kadar kayda alıyor. Yarın Allah’ın huzuruna çıktığında kendini seyredeceksin. Televizyonda haberleri nasıl seyrediyorsan, filmleri nasıl seyrediyorsan kendini de aynen öyle hatta daha açık bir şekilde seyredeceksin. Hiçbir diyeceğin kalmayacak.

Bu dünyada olduğu gibi bunlara itiraz edecek, Allah’a karşı çıkacak: “Ya Rabbi! Melekler taraflı yazmış, kalem senin emrine göre yazmış, Kiramen Katibin melekleri seni yazmalarını emrettiğin şeyleri yazmışlar. Ben bunları kabul etmem, bu günahları ben işlemedim.” diyeceksin. O zaman Cenab-ı Hak, ellere, ayaklara ve bütün uzuvlarına emir verecek: “Konuş, şahitlik yap.” Takır takır konuşacak. Bülbül gibi. Sen o zaman susacaksın. Allah o kadar merhametli ki, o kadar merhameti var ki, o haldeyken bakınız kula ne soruyor? Peygamberimizin beyanıyla öğreniyoruz: “Ey kulum! Şimdi bu günahları sen mi işledin? Az önce itiraz ediyordun. Uzuvların şahitlik yapınca ‘evet ya Rabbi, ben işledim’ dedin, ben de seni bağışladım. Bu merhamete, bu rahmete bu yakınlığa karşılık sen ne yapıyorsun ey asi, zalim, mücrim, kul?

Zekâtını vermeyen zenginlerin malları onları sokacak, onları zehirleyecek, yılan olarak, akrep olarak onların boyunlarına dolanacak. İşte senin dünyadaki sevdiğin malın diyecek ve boğazından aşağı inecek, onu öldürecek, zehirleyecek. Ona azap edecek.

Dünyadaki gibi, dünya gözüyle ahirette birbirimizi göreceğiz. Kâfir de gelecek oraya, salih kişiler de. Peygamberler de, evliyaullah da, bütün mürşid-i kâmiller de müridleriyle beraber toplanacaklar oraya. Cenab-ı Hakk, tek tek sorguya çekecek. Öyle bir sorgu ki, mahşer halkına bir kelimeyle nida edecek, herkes sorgulanacak, bir anda bitecek. Bir defa nida edecek ve sorguya çekecek. Cennetlik cennete, cehennemlik cehenneme sevk olacak. Bölük bölük, katar katar. Allah her şeye kadirdir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top