Emanet

(19.02.2004 CUMARTESİ)
ayet: inna araznal emanete alassemavati vel ardi velcibali feebeyne
hadis: la imane liman la emanete lehu vela dine limen la ahde lehu
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde emanetten bahsediyor. Ayet-i celileye bakınca her şey emanet; malın, servetin, çoluğun, çocuğun, ailen. Hepsi sana bir emanettir. Sen hiç düşünmüyor musun? Sen kimsin? Emanetin başındasın, emanetin çobanısın. Süründen mesulsun. Eğer komşun yanında aç yatıyor ve sen tok yatıyorsan, mesulsun. Zaten hadis-i şerifte: “Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir” diye varid olmuştur.
Şimdi binlerce müslüman aç yatıyor. Biz ise tok yatıyoruz. Kimsenin komşusu kimsenin umurunda değil. Hiç düşünmüyor. Düşünme bile yok. Aklına bile gelmiyor. Bir gün gelecek o tok komşunun yanında aç yatan komşu mahşer günü mahkeme-i kübrada yakasına yapışacak ve hakkını alacak. “Ya Rabbi! Bu midesini doldurdu, sıcak kaloriferlerin karşısında sıcak, yumuşak döşeklerde yattı. Benim de odunum, kömürüm yoktu. Param yoktu. Çorbam yoktu. Yemek tencerem kaynamıyordu. Ben şikayetçiyim, ya Rab.” Cennet öyle bedava değil. Allah’ın rızası bedava değil. Zorlukları çekeceksin, zorluklara katlanacaksın, bela ve musibetlere sabredeceksin ki, Allah’ın rızasını kazanasın. Hiçbir şey bedava ve bedelsiz değil. Ellerin, gözlerin, kulakların, dilin, ayakların, kalbin hasılı bütün malın mülkün evlatların hepsi sana emanet. Sen bunlar benim zannediyorsun. Madem senin malın, senin olan vücudunun hastalanmasına ve ölmesine engel olsana.
Bu emaneti korumak zorundasın. Gözlerini koru diyor, Cenab-ı Hak. Gözlerin harama, namahreme, çıplaklara, açık saçık filmlere baktı mı diye sorguya çekileceksin. Göz sana şahitlik yapacak. Şu azaların, parmakların, senin lehinde ve aleyhinde sana şahitlik yapacak. Sen başıboş gelmedin, sen yalnız değilsin. Seni takip eden gözcüler var. Gözcü melekler sağında ve solunda seni gözlüyor. Başının üzerinde de ayrıca bir melek var. o da senin yaptığını kayda alıyor. Yarın kasedini kendin dinleyeceksin mahşerde: “Ya Rabbi! Bunları ben yapmadım, bu kusurları işlemedim” diye şaşıracaksın, inkar edeceksin ama, kitabın da, kalem de sana şahitlik edecek. Yazan melekler sana şahitlik edecek. Kiramen Katibin melekleri de sana şahitlik yapacak. Kurtuluş yok.
Kurtuluş ne zaman var? Allah’ın emirlerini yerine getirip nehyettiği bütün kötülüklerden emanetleri korursun, o zaman kurtulursun. Başka bir ayette Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
Ayet metni: İnellahe ye’murukum en tueddul emanati ila ehliha..
“Emaneti ehline verin.” Bu da ayrı bir husus. Devlet reisi seçiyorsan, nasıl biri olacak? Ehli olacak mı? Kur’an’a tabi olan bir emanet ehli. Kur’an hükmüyle hükmeden bir idareciye desteğini ve oyunu vereceksin. Yani yönetim emanetini ona vereceksin. Bu milletin, bu vatandaşın bütün devlet mesuliyetini üzerine almış bir emanet ehline. Biz de devlete emanetiz. Ümmet yani müslümanlar, idarecilere Allah emanetidir. Devlet bizi koruyor mu? Neyimizi koruyor? Devlet kendini koruyaymıyor çıkardığı kanunlar kendini idare edemiyor. Hırsızlığı engellemiyor. Artık siz gerisini düşünün. Hırsızlık Türkiye’yi karınca gibi sarmış. Devlet, polis, jandarma hiçbir şey yapamıyor. Yakalıyor adamı, belinde tabancası da var. Hırsız yakaladığınız zaman aman dikkat edin. Hem bıçağı var, hem tabancısı. Polisi vuruyor, polise tabanca çekiyor. Jandarmayı vuruyor, jandarmaya silah çekiyor, korkmuyor. O her şeyi göze almış. Neden? Allah korkusu yok. Bir millette, bir toplumda, bir cemiyette veya bir fertte Allah korkusu yoksa, ondan her türlü zarar gelir. O zaman bekle zararı. Eğer bir toplumda Allah korkusu varsa Allah’ın emriyle, hükmüyle o millet, o cemiyet yaşıyorsa, caddelere paraları, altınları döksen bu milletten kimseyi yolundan vazgeçiremezsin. Kimse dönüp bakmaz.
Sahabe-i Kiram zamanında, tabiin zamanıda sokaklarda keselerle altın bulunuyordu da kimse eğilip bakmıyor, o altınlara el sürmüyorlardı. Çünkü o emanettir. Birisi bir vesileyle, bir amaçla oraya bırakmıştır diye düşünülüyordu. Fakat şimdi banka soymak, devletin bankasını hortumlamak adet oldu. Şimdi hortumcu, vurguncu, zimmetci, ihtikacı, görevi kötüye kullananlar daha bir sürü hırsız çeşitleri var. İdarecilerin kendisi hırsız. Hırsızlara hiçbir şey yapılmıyor. Tek tek değil, şebeke halinde teşkilatlı hırsızlık yapıyorlar. Sonuçta ne oluyor. Hırsızlar yakalanıp tutuklanıyor. Sonra ne yapılıyor? Birkaç yargı yapacaklar, hakimin huzurunu çıkaracaklar, deliller yeterli olmadığından beraat edecekler.
 Hırsızlar ne yapıyor? Devletin parasını, mücevherlarin kucak kucak çalıyor, yurt dışına çıkarıyor. Kimisi yakalanıyor, kimisinden devletin haberi bile olmuyor. Yakalanana ne yapıyorlar? Hiçbir şey. Bir iki sorgu, doğru evine sırt üstü yatıp çaldıklarını yemeye. Ama eğer Allah’ın kanunu hakim olsaydı o hırsız şimdi gitmişti, toprakta kemikleri çürümüştü. Allah’ın kanunu hırsıza hakettiği cezayı veriyor. Allah’ın kanunu hırsızı cezalandırıyor ve kesin kanundur. Adamına göre uygulaması değişmez.
Bir de siyasi hırsızlar var. Ümmetin oyunu ve desteğini çeşitli dalaverelerle hilelerle çalıyorlar. Neticede İslam, bu ülkede bu hale geldi. Din bu hale geldi. Kur’an bu hale geldi. Niye sahip çıkmadık? Çünkü emanetin öneminin ve değerinin farkında değiliz. Dinimiz İslam’a sahip çıkmıyoruz. Hıristiyon batıl dinine sahip çıkıyor, biz öz hak din olan İslama’a sahip çıkamıyoruz.
Ellerin de emanettir. Sakın harama el uzatma, ayaklarınla harama yürüme. Çünkü ellerin, ayakların, parmakların sana şahitlik yapacak. Gözlerinle harama bakma, o emaneti koru. Kulaklarınla gıybet, malayani dinleme onu koru. O kulakların da sana şahitlik yapacak.
Emanetten murad imandır, emanet imandan gelir. Emanet ile imaaynı babtan türemiş iki kelimedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top