Dua Adabı

Dua Adabı

  • Soru: Bir dua mevzusu var. Bu konu hakkında ne söyleyebilirsiniz, dua ile ilgili genel görüş nedir? Dua derken ne anlamalıyız?
  • Cevap: Cenab-ı Hakk ayet-i celilesinde şöyle buyuruyor:  “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min Suresi: 60) Dua demek, bütün insanoğlunun, müslüman olarak niyetini Cenab-ı Hakk’a arz etmesi demektir.

  • Soru: Günümüzde dua ne şekilde olmalı? Günümüzde bu çok şekilli hale gelmiş. Görüyoruz bazı kişiler bir şekilde dua ediyor, bazıları baş parmağını göstererek dua ediyor, elini 90 derece açan oluyor, elini kapatanlar oluyor, yukarı-aşağı kaldıran oluyor. Yani duanın şeklini samimi olan bir duanın şeklini söyler misiniz?
  • Cevap: İbadetin bir adabı vardır, duanın da adabı vardır. Duanın adabı ve şeklini hocamız şöyle tarif etmişti: “Dirseklerinizi kaburgalarınıza yaslayıp ellerinizi parmaklarınızı açarak, ellerin arasını fazla açmadan avuç içini görebileceğiniz şekilde kaldırarak dua ediniz.”  Duada aslolan içtenlik ve samimiyettir. Şekle gelince o konuda rehberimiz Hz. Muhammed (sav)’i takip etmeliyiz. Efendimiz nasıl dua etmişse biz de öyle dua ederiz. Bu konuda tefrika çıkarmanın anlamı yok.

  • Soru: Diğer şekiller sonradan mı oldu?
  • Cevap: Bunlar sonradan insanların kendi fikrine göre çıktı. Onlar duanın şeklini bozdular.

  • Soru: Peki duaya nasıl başlanılmalı, dua ederken ne demeliyiz?
  • Cevap: Duaya başlarken Cenab-ı Hakk’a hamdetmek, Peygambere Salât u selam getirmek, ondan sonra niyetini Cenab-ı Hakk’a arz etmek. Her duaya başlarken ilk önce Cenab-ı Hakk’a hamd ederek başlanmalı. ‘Elhamdu lillhi Rabbil âlemin’ diyerek, ‘Essalâtu vesselâmu alâ Resulinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed’ dedikten sonra, ‘Ya Rabbel âlemin’ deyip duasını, niyetini, isteğini Cenab-ı Hakk’a arz etmelidir.

  • Soru: Bunun Arapçasını bilmeyenler Türkçesini söyleyebilirler mi?
  • Cevap: Tabi “Allah’ım, sana hamd ederim, Peygamberime salât u selam ederim…” diye dua edebilir.

  • Soru: Cemaatle dua yapılırken duayı okuyanın nelere dikkat etmesi gerekir?
  • Cevap: Dua yapılırken dengeli bir ses tonu ile yapılmalıdır. Fazla bağırmayacaksın, mekruhtur. Duayı fazla uzatmayacaksın, o da caiz değildir. Kısa ve öz dua Allah indinde daha makbuldür.

  • Soru: Dua ederken “Acaba Allah duamızı kabul edecek mi?”  veyahut da “Allah benim duamı kabul etmez” düşünceleriyle değil de, kabul olunacağına emin olarak yani şüphe etmeden dua etmeliyiz, değil mi?
  • Cevap: Cenab-ı Hak kulunun duasını kabul eder. Çünkü O Allah (c.c.)tır. Kul acizdir, günahkârdır, asidir. Fakat O’nun huzuruna durmuştur, O’nun divanına durmuştur, O’nun yüce katına yüzünü dönmüştür, O’ndan affını talep ediyor. Allah, Kur’an’ında buyuruyor: “… Ey müminler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (Nur Suresi: 31) Allah (c.c.) hiçbir kulun duasını reddetmez. Bu niyetle dua etmeliyiz. Biz dua ediyoruz, Allah (c.c) mutlaka kabul eder. Yeter ki biz kalpten dua edelim. Niyetimiz iyi olsun. İşte Peygamber Efendimiz (sav)’in bir hadisinde şöyle geçiyor “Bir genç sekerât-ı mevtte can veriyor, Peygamber Efendimiz (sav)’i çağırmışlar, Ya Resulallah, bir genç can veriyor. Allah Resulü o gencin yanına oturmuş: “Delikanlı nasılsın?” demiş. “Ya Resulallah çok korkuyorum ama Allah’ın rahmetinden umudumu kesmiyorum” deyince Allah Resulü ashaba dönüp diyor ki: “Bu genç iman-ı kâmili yakalamıştır. Hem korkuyor hem Allah’ın Rahmetinden umudunu kesmiyor.” İşte bu şekilde korku öle ümit arasında olmak lazım. Hem korkacak hem de mutlaka “Allah benim duamı kabul eder” ümidinde olacaksın.

  • Soru: Dua ederken bir sıralama söz konusu edilebilir mi? Nasıl dua edeceği? İlk önce kendimize mi, ana-babamıza mı, nasıl?
  • Cevap: İlk önce anaya-babaya, ehli imana dua etmeliyiz sırasıyla. Sonra kendi nefsine dua edeceksin.

  • Soru: Kimlerin duası kabul olur, yani kimlerin duası daha makbuldür?
  • Cevap: Ana ve babanın duası makbuldür. Hastanın, çocukların duası kabuldür. Meclis sayılacak bir çoğunluk varsa cemaat halinde dua makbuldür. Çünkü bir cemaatte, bir toplumda mutlaka duası kabul olanlardan olan, Allah’ın sevgili bir kulu vardır. Allah onun yüzü suyu hürmetine duaları kabul eder. Camiler bunun için vardır. İnsanlar toplu halde dua etsin ki, dualar kabul edilsin. Buna Hz. Musa (a.s)’ın duasını örnek verebiliriz. Musa (a.s) yağmur duasına çıkıyor. Fakat Allah (c.c.): “Ya Musa duanı kabul etmem” diyor.  Musa (a.s): “Neden Ya Rabbi? İnsanlar, haşereler kuraklıktan kırılıyor. Neden Ya Rabbi duamı kabul etmiyorsun”  Allah (c.c.): “Kavminde, ümmetinin içerisinde bozguncuları (münafıkları) ayır duanı kabul edeyim.”  Musa (a.s.): “Ya Rabbi, ben bilmem ki. Onları bana bildir.” Allah (c.c.): “Ya Musa, ben de mi bozgunculardan olayım. Ben onları bildiremem sana.” Musa (a.s ): “Peki ne yapacağım, Ya Rabbi?” Allah (c.c.): “Ümmetini topla bir araya, topyekün cehren dua edin” diye emrediyor. Musa (a.s) onları topluyor, dua ediyorlar, daha ellerini yüzlerine sürmeden Allah dualarını kabul edip yeryüzüne rahmet indiriyor. Duaları kabul ediliyor. İşte bu şekilde toplu halde dua yapmak çok makbuldür. Ana-babanın duası, misafirin duası, mazlumun duası reddedilmez. Bir de iftar ve sofra duası makbul olan dualardandır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top