Kategori Arşivi: Kadiri Tarikatı Halisiye Kolu

Şeriat ve Tarikat

Günümüz insanlarının çoğu birbirlerine hep sorarlar: tarikat nedir? Dinimizdeki yeri neresidir? Herhangi bir tarikata girmek şart mıdır? Tarikatların ne olduğunu kâmil manada anlamak için, ilk önce şeriatın ne olduğunu bilmek gerekir. Allah’ın (c.c.) şeriatını tam manasıyla içine sindirmiş bir insan, kabullenmiş bir insan tarikatın eksikliğini kendi bünyesinde zaten hissetmeye başlar. Çünkü Allahu Teâlâ’nın nizamını, şeriatını içine sindirip kabullenen her insanda ... Devamını Oku »

Herhangi Bir Tarikata Girmek Şart Mıdır ?

Bu soruya gelince, insan manevi açıdan olgunlaşmak, nefsinin heva ve heveslerinden kurtulmak, kendi içini temizlemek, şeriatı kâmil manada yaşayıp yaşatmak mana aleminde yükselmek niyetinde ise, şarttır. Tarikat, kulların toplum hayatında, aile hayatında, iş hayatında kısaca her sahada Yaradanından korkması, yüreğinin O’nun adı anıldığında bile titremesi halidir. Sözün özü her gönüle manevi bir jandarma manevi bir bekçi koyma halidir. Hal böyle ... Devamını Oku »

Tarikata Nasıl Girlir ?

Tarikat, yolu murad etmekle başlar. Zaten mürid demek murad eden demektir. Daha sonra -önceden bahsettiğimiz gibi- Şeriat Üniversitesini bitirmiş bir profesörün (Mürşid-i Kâmilin) eteğine yapışmak ve onun derslerine katılmakla devam eder. On iki hak tarikat ve bunların çeşitli kolları vardır. Bunların bir kısmı günümüze kadar ulaşmamış ve yine bir kısmı da özünden koparılarak yani tahrif edilmek sureti ile gayesinden saptırılmak ... Devamını Oku »

Abdulkadir Geylani K.s Hazretleri ve Kadiri Tarikatı Silsilesi

Her toplumun manevi bir büyüğü bir manevi başı vardır. Bu baş o topluluğun kutbudur. Bütün zahirî ve manevi olgunluğu şahsında toplamış olan bu kutuba GAVS denir. Her devirde bir tanedir. İşte kendi devrinin, kendi asrının en büyüğü, Gavsül-Azam’ı da Abdülkadir Geylani Hazretleridir. Günümüzden 945 yıl önce yani Hicri 471 yılında “Geylan” kasabasında dünyaya gelmiştir. Bu fani alemde 90 yıl yaşamış ve ... Devamını Oku »

Tarikatı Kadiriye ‘nin Halisiye Koluna Nasıl İntisab Edilir ?

Bu yola dahil olmak, bu kervanâ katılmak isteyen herhangi bir Müslüman kardeşimiz temiz bir kalple, dürüst bir niyetle, abdestli olarak, bize ya da zikir çektirmekle, ders vermekle görevli erkek ve kadın kardeşlerimize şahsen başvuruda, talepte bulunurlar. Biz de kendilerine tarikata ilk giriş dersini tarif ederek veririz. Burada açıklamamız gereken iki şey var: Birincisi: Görevli olan erkek veya hanım kardeşlerimizden ya ... Devamını Oku »

Mürşidi Kamilleri Nasıl Tanıyacağız ve Mürşidlerin Sıfatları Nelerdir ?

İsimlerinden de anlaşıldığı üzere mürşid-i kâmil, maddi manevi olgunluğu bünyesinde toplamış Ümmet-i Muhammed’i Hakka davet ederek hak yoldaki gerçekleri gösteren, insanları irşad edebilecek zahirî ve batınî ilme sahip olan kişilere denir. Onların tek talip oldukları şey “Hakk”tır. Onlar her şeyleri ile Hakka aşıktırlar. Onun rızasından bir an bile ayrılmazlar. Onlar maddi ve manevi cömert insanlar olup kimseden bir şey saklamaz ... Devamını Oku »

Bir Müridde Bulunması Gereken Özellikler Nelerdir ?

Tarikata giren bir müridin her şeyden önce doğru olması gerekir. Çünkü bütün tarikatların temelinde doğruluk yatar. Doğruluğu kendine şiar edinmeyen bir mürid hiçbir yere varamaz. İlk önce hakkı ve doğruluğu benimsemek ve yaşamak gerekir. Gerçek tarikat şeyhleri hiçbir zaman müridlerine zor, aşılması, gidilmesi, varılması imkansız yollar göstermemişlerdir. Aksine en kısa ve en doğru yolu gösterip onu yaşatmaya çalışmışlardır. Mürid daha ... Devamını Oku »

Tarikata İntisab ve İlk Giriş Dersi

Genellikle bizim tarikatımızda ilk intisab şu şekilde olur: Mürid namaz oturuşu şeklinde oturur (şeyhinin karşısında) ellerini dizlerine koyar. (namazda olduğu gibi) ve gözlerini kapatır. Şeyhi de aynı şekilde dizlerini müridinin dizlerine dayayarak oturur. Şeyh, sağ elinin iki parmağını müridin kalbinin üzerine rapteder. Gözler kapalı bir şekilde şeyh müridini Allah (c.c.), Resulullah (s.a.v.) ve pirlere, meşayihlarına kabul ettirir ve manevi dosyaya ... Devamını Oku »

Tefekkürü Mevt (Ölüm Halini Düşünmek)

Tefekkür-ü Mevt ölümü düşünmek, günde bir defa da olsa beş dakika kadar hatırlamak, bizim tarikatımızın değişmez bir prensibidir. Ölümü tefekkür etmek, ölümü hatırdan çıkarmamak müride her şeyden önce dünyanın kendisi için bir gurbet evi bir gurbet diyarı olduğunu hatırlatır bunu sürekli hatırlayan bir mürid de o gurbet evinde kendisine sılada lazım olacak şeylerin peşine koşar, boş heva ve heveslerin isteğine ... Devamını Oku »

Rabıta-i Şerif (Cenab-ı Hakk ‘tan Şeyhine Kadar Düşünme Hali)

Tarikata girmiş bir mürid, bu uzun yolda kendisini nefsinin heva ve heveslerinden, kötü hasletlerinden koruyabilmesi bu yolda yürürken yakıcı ve yırtıcı yaratıklara yem olmaması için her an her dakika şeyhiyle mürşidiyle gönül gönüle olması gereklidir. Çünkü mürid, yabancı olduğu bu yolda nerede, ne zaman, ne ile karşılaşacağını bilmez. Bu yüzden ona bu yolda elinden tutacak, karşılaşacağı kötü şeylerden koruyacak bir ... Devamını Oku »

Halka-i Zikir (Toplu Halde Çekilen Zikrullah)

Tarikata ilk intisab eden müridin kendine has münferit olarak her gün yerine getirmeleri gereken virdlerini (derslerini) böylece açıkladıktan sonra şimdi de toplu halde çekilen zikrullahtan bahsetmek isteriz. Bu toplu zikir, haftada bir veya birkaç defa bir araya toplanılarak çekilir. Kadın mürideler için de toplu zikir vardır. Yalnız hanım kardeşlerimizin toplu zikirlerde çok ama çok dikkat etmeleri gereken önemli bir husus, ... Devamını Oku »

Koruyucu Esmalar

Koruyucu ve muhafaza edici esmalar, bize tavsiye edildiği üzere biz de bütün Müslüman kardeşlerimize bunları tavsiye ederiz. Bu esmalar maddi ve manevi, ruhi ve beden, bütün sıkıntılara ve hastalıklara biiznillah şifa kaynağıdır. Koruyucu esmalar şunlardır: YA FA’AL, YA MANİ, YA NAFİ, YA DAFİ, YA SELAM Muhafaza edici esmalar ; Ya Gaffar, Ya Settar, Ya Ragib, Ya Mucib, Ya Hafiz, Ya Vekil Bu esmaları namazlardan sonra 5, ... Devamını Oku »

Biat ve İntisab

Mürid, izah etmeye çalıştığımız günlük derslerine ve toplu zikrullahlara devam ettiği, önem verdiği nispette yol alır. Feyiz alır. Müridin, salikin nefsi ancak Allah’ı zikirle, ölümü tefekkürle ve rabıta yolu ile terbiye olur. Ancak bu sayede yaptığı amellerden tad alır. Zikri, tefekkürü ve rabıtası nispetinde ahlâkı güzelleşir, ruhu saadet ve selamete kavuşur. Mürid kâmil bir mürşidden ders aldığı zaman Allah’a biat ... Devamını Oku »

Scroll To Top