Allah Yolunda Cihat etmek

6377“Andolsun ki, biz her kavme ‘Allah’a ibadet edin, tağuta kulluktan kaçının’ diye bir peygamber göndermişizdir.” (Nahl: 36) “İman edenler, Allah yolunda cihad ederler; küfredenlerse tağutun yolunda savaşırlar.” (Nisa: 76)

İnsan kendisine ya alemlerin Rabbinin yolun seçerek ebedî kurtuluşa erecek veya tağutun yoluna girerek ebediyyen iflas edecek. Tağut, Allah’ın hükümlerini kabul etmeyip buna karşılık yeni hükümler çıkaran kimsedir… Bugün dünyada vahyi inkar ederek insanların çoğunluğunun arzusuna göre kurulduğu iddia edilen sistemler Allah’ın hükümlerini hiçe saymaktadırlar. Bu yönüyle hepsi tağutî sistemlerdir. Türkçesi; Allah’a baş kaldıran sistemler. Allah’ın, Kur’an’da çizdiği şeriat yolunu mu seçersiniz, yoksa heva ve hevese dayanan  tağut yolunu mu?

“İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirlerse tağutun yolunda savaşırlar. Şeytanın dostlarıyla savaşınız. Muhakkak şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa: 76)

Cihad, biri içeride, diğeri dışarıda iki azgın düşmana karşı savaştır.

İslam, cihaddır başlı başına. Gerçek anlamda şerefli hayat, kötülüklere karşı cihadla mümkündür. Cihad, hakkı söylemek, hakikati gizlemeyip açıklamak, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır aynı zamanda.

İslam’ın gayesi insanları insanlara kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul yapmak, böylece ebedi mutluluğa kavuşturmaktır. Cihad, insanları kılıçla müslüman yapmak değildir. İslam’ın böyle anlaşılmasını isteyenler, yahudiler, masonlar, hristiyanlar… kısaca kafirlerdir. Buna kanıp İslam’a yüz çevirense müslümanların neslidir.

Hangi İslam topluluğu vardır ki, cihadı terkettiğinden dolayı yücelmiş olsun. Cihadı terkeden alçalır. Zalimlerin zulmü karşısında sustuğu için; azgınların, müstekbirlerin karşısında ses çıkarmadığı için; haksızlıklara göz yumduğu için kim yükselmiştir. Müslüman olarak, hayvanî, şehevî arzularımızla, nefsimizle ve hayatla olan mücadelemizi, cihadımızı kaybettiğimiz an boğulmaya mahkumuz. Cihadı kavrayanlara ne mutlu!

Ukbe b. Ebi Muayt Kabe’de namaz kılmakta olan Resulullah’ın omuzlarından tutarak onu boğmak istemiş ve o anda yetişen Hz. Ebu Bekir: e tektuluûne recûlen en yekûle rabbiyellah: Bir kişiyi sırf Rabbim Allah’tır dediği için mi öldürüyorsunuz (Mü’min:28) mealindeki ayeti okumuştur. Boynuna deve leşi atılmış; yoluna diken, pislik döşenmiş; şair, mecnun, dilenci denmiştir.

Müslümanlara ve bütün Benî Haşim’e boykot ilan edildi. Antlaşma halinde hazırlayıp Kâbe’nin duvarına astılar:

“Müslümanlara yiyecek satılmayacak, Kız verilip kız alınmayacak, Her türlü ilişki kesilecek vs..”

Ambargo o derece şiddetli bir hal almıştı ki, ağaç yaprakları yemek zorunda kaldılar.

Velekad ne’lamu enneke yedîku sadreke bimâ yekûlûne fesebbih bihamdi rabbike. (Hicr 97-98)

Eşi Hz. Hatice ve amcası Ebu Talib vefat edince Kureyş’in eziyetleri arttı. O kadar ki, başına toprak saçılıp kızları ağladığında Peygamberimiz:

“Ağlama kızım, ağlama. Kureyş, Ebu Talib’in vefatına kadar beni bu kadar üzecek bir şey yapmadı” demiştir.

Taif’te de taşa tutuldu, kanı aktı ayakları kanla doldu. Artık tek istikamet kalmıştı: Medine. Akabe panayırlarında Evs ve Hazrec’ten 12 kişi müslüman oldu. Mus’ab b. Umeyr muallim olarak tayin edildi. Bir yıl sonra 70 kişi aynı yerde Resulullah’ı Medine’ye davet ettiler. Peygamberimiz onlardan şu sözlerle bey’ati istemişti: “Rabbim için; O’na itaat etmenizi, O’na itaat etmenizi, O’na ortak koşmamanızı istiyorum. Kendim içinse; çocuklarınızı, kadınlarınızı koruduğunuz gibi beni korumanızı istiyorum.”

Resulullah (sav), ve sahabe-i kiram İslam’ı yaymak için her türlü sıkıntıya göğüs gerdiler. Gerektiğinde evlerini terkederek Mekke’den Medine’ye; Zulmetten nura, karanlıktan aydınlığa hicret ettiler.

Peygamber Efendimiz rüyasını; “Hicret edeceğiniz yeri gördüm. Bana iki kara taşlık arasında hurmalıklarla dolu bir yer gösterildi” diyerek anlatmıştır.

Zâlimlerin, din düşmanlarının sonu gelmeyen baskıları, işkenceleri, ‘Rabbim Allah’tır’ dedikleri için mü’minlere yaptıkları sayısız eziyetler sonrasında müslümanlar Medine’ye hicret ettiler.

Hicret’le İslam dünyaya açıldı.

Evrensel İslam daveti hızlandı. Müslümanlar Medine’de ilk İslam Devlet ‘ini kurdular. İlk Mescid ‘i inşa ettiler. Bütün dünyada benzeri bir daha görülmemiş bir saadet toplumu kurdular…

Her devirde ve zamanda yüreklerimizde hissedelim hicreti:

Hicret mal toplamak, mülk edinmek veya şeref elde etmek için değildi. Muhacirler dünyayı satıp ahireti aldılar.

İslam Devleti’nin temelleri atıldı. Tebliğ hızlandı.

Hicret bir cihaddır. Hicret davâ uğruna herşeyi göze almaktır.

– Mekke kadrolaşma, olgunlaşma, bütünleşme; Medine uygulama devresidir.

– Hicret, mukaddesâtın herşeyden önde olduğunun işaretidir.

– Hicret, karanlıktan aydınlığa; nefsin arzularından Hakk’ın emrine geçiştir. İslam’ın evrensel mesajıdır. Çoğumuz hiç farkında değilken gelip geçiyor. Hicret, müslümanların küfre karşı başlattıkları en büyük cihaddır. Gelin bizler de nefsânî arzularımızdan Rabbimizin rızasına hicret edelim…

Hz. Muhammed (sav) 13 sene Mekke’de emir bekledi. Vakta ki hicret emri geldi, Medine’ye hicret etti oraya yerleşti Peygamberimiz. Hatta daha Medine’ye varmadan Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi. Müslümanlar etrafında toplandı. Mekke’den hicret edenler, etraftan müslüman olup gelenlerin bütün hepsi Medine’ye toplandılar. Öyle bir nurlu ümmet teşekkül etti ki, öyle bir kuvvet güç teşekkül etti ki, düşmana karşı koyma gücünü verdi Allah. Hatta  kısa zaman sonra Mekke’yi fethettiler. İslam alabildiğine yayıldı, Arap Yarımadası putperestlikten kurtuldu. İslam, bütün cihana yayıldı. İslam, günümüze kadar geldi, bugünden de kıyamete kadar devam edecek. Kur’an’ın bir harfi değişmeyecek. Kur’an ebedidir. Kur’an Peygamberimiz (sav)’in en büyük mucizesidir. Allah’tan Peygamberimize indi. Oradan da yeryüzüne yayıldı.

Allah’ım! Kuran’ın ahengini yeryüzüne yay.  Küfrü perişan eyle,  nifakı yık,  tuğyanı boz, temelini yerle bir et ya Rabbi. Müslümanlara birlik ve beraberlik ver, Alem-i İslam’a birlik ve beraberlik ihsan eyle ya Rab.

Bu ümmet ahlakını düzeltmedikçe yolunu, izini doğrultmadıkça asla iflah olmayacaktır. Allah’ın emridir: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı sabit kılar,  kaydırmaz. Muhammed: 7

Örnek veriyorum, ıspat ediyorum; başörtüsüne yardım edenler nerede? İmam-hatiplere, Kur’an kurslarına sahip çıkanlar nerede? Bir çoğunun kapısına kilit vuruldu. Engel olanlar hani? Hani müslümanlar nerede? Hani Allah’ın dinine yardım edenler?

Bedir’de Allah (cc), dinine yardım edenlere yardım etmişti. İslam ordusu az düşman çok kalabalık. Bedir savaşını belki okumuşsunuzdur. Allah Bedir savaşında melek ordularını gönderdi. Peygambere bin melek Cebrail’in emrine verdi. Bin melek Mikail’in emrine verdi. Bin melek İsrafil ‘in emrine verdi. Yetişin habibime yardım edin. Ve Bedirde düşmanlar yerle bir oldu mağlup oldu. Bedir savaşında Cenab-ı Hak peygamberimize vahiy yoluyla habibim bir avuç toprak al, serp düşmana doğru. Onların gözlerine serp işte ayeti celile de buyuruyor ki Cenab-ı hak: (Bedir’de) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. ENFAL: 17 Bedir savaşında Cenab-ı Hak, Peygambere hitab ediyor. Resulüm, Habibim, bir avuç toprağı al düşmanın üzerine at. ‘Bedir’de düşmana karşı bir avuç toprak attığında sen atmadın, Onu ben attım ya Muhammed. Onu sen serpmedin senin elinle biz attık düşmana doğru. İşte biz de Muhammed (sav)’in ahlakıyla yürürsek, O’nu seversek sırtımız yere gelmez.

Dinin sahibi var. Kura’nın sahibi var Allah buyuruyor ki (C.C) Kur’anı yer yüzüne biz indirdik onu kıyamete kadarda koruyucu muhafaza edici biziz Ya Muhammed. HİCR: 9.

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top