Allah Korkusu

allaha-takva-manset-hurseda-ahberBütün insanlığa Allah korkusu aşılamadıkça; bir toplumda Allah korkusu hakim olmadıkça fert olsun, cemiyet olsun kimse saadet ve selamet içinde yaşayamaz. Allah korkusu olmayan bir toplumda her türlü kötülük zuhur eder. Bu yüzden devlet müftülere emir vermeli, müftüler de hocalara görev vermeli ve hocalar da çarşıya, pazara her yere giderek cemiyete, gençliğe Allah korkusunu aşılamalıdır. Allah korkusu olmadıkça her kötülük işlenir.

Allah resulü (sav): “Hikmetin başı Allah korkusudur” diyerek ifade etmiştir.

İnsanda Allah korkusunun alameti, işareti Allah’ın emirlerine harfiyyen uyması, yasaklarından kaçınmasıdır. Ayet-i kerimede; “…Allah katında en üstününüz takvaca en üstün olanınızdır” buyurulmaktadır.

Allah’tan hakkıyla korkunun nasıl olduğunu tarif edemeyiz. Ancak Peygamberimizin anlattığı şu kıssayı örnek olarak sunabiliriz:

“Allah’ın has kullarından birine bir kadın musallat olur. Bir gün akşamleyin bu adamı takip ederek hissettirmeden evine girmeyi başarır. Adama: “Ya benim arzuma râm olursun, ya da seni ifşâ ederim” der. Adam el işaretiyle acele etmemesini söyler. Abdest alır ve sonra bir mum yakarak önüne kor ve kadına hitaben: “Ey filan! Dikkat et, bu ateşe dayanırsan bu teklifinde ısrar et. Ama bil ki, bu ateşin tesiri yarın düçar olacağın ateşten binlerce kat daha azdır.

Bakayım parmaklarım bu ateşe dayanırsa teklifini kabul edeceğim” der ve kendi parmaklarını teker teker mum ateşinde yakar. Bunu gören kadın pişman olur, özür diler ve oradan ayrılır.”

Hz. Ali bir çocuğa: “Oğlum! Allah’tan öyle kork ki, bütün insanların yaptıkları iyiliklerle huzuruna çıksan da onları kabul etmez san. Allah’a öyle ümidin olsun ki, bütün insanların günahlarıyla O’nun huzuruna çıksan da hepsini affedeceğini düşün.” Allah’tan hakkıyla korkmak, ölümü düşünmek, dünya makam ve mevkisinin aldatıcılığına kapılmamak müslümanın şiârıdır.

Allah korkusundan yoksun olan bir toplumdan her türlü kötülük beklenir. Her türlü kötülük gelir. Her türlü ziyan gelir. Malına, canına, ırzına, namusuna, vatanına ve milletine her türlü zarar gelir. Allah korkusu aşılanmadıkça hiçbir yere varamazsınız. Ana, baba çaresiz kalmış. Niye? Sokaklarda ahlak yok, fuhuş var, zina var, ahlaksızlık var. Çarşı pazarda fuhuş var. Kadın erkek ilişkileri islami ölçülerin dışına çıkmış. Edep ve haya ölçüleri terkedilmiş. Arabalarda, otobüslerde, trenlerde, minibüslerde ahlaki değerler kaybolmuş. Hiç kimse de buna müdahale edemiyor. Allah korkusu lazım. Allah korkusu işlenecek gönüllere. Gönüller fethedilecek. Gönüller fethedilmeli.

“Üstlerindeki Rablerinden korkar ve kendilerine ne emredilirse onu yaparlar.”[1] Allah’tan gelen emir ne olursa kul onu yapmak mecburiyetindedir.Allah Resulü (sav) buyuruyor ki: “Allah korkusundan kişinin vücudu ürperdiği zaman ağaçlardan yaprakların dökülmesi gibi günahları dökülür.” İşte bu Allah korkusudur. Bir toplumda Allah korkusu olmadıkça insanlar her kötülüğü yaparlar.. Görev yaptığım yerlerde şiddetle bir konunun üzerinde duruyordum; ‘müslümanlar, kahveye gitmeyin, kirlenmeyin, kalbinizi ruhunuzu kirletmeyin. Manevi elbiselerinizi, manevi libaslarınızı kirletmeyin’ diye.Cemaatten bir kısmı teşekkür ediyordu, bir kısmı da bana kızıyordu. Öyle hale geldi ki caminin sokağındaki kahvenin camlarına perde çektiler. ‘Bu hoca başımızıa bela olarak mı geldi diye söyleniyorlardı. Kim bunu söylüyor? Namaz kılan cemaat.

Buna şahit olmuşumdur. Bazen ben de bir kaç arkadaş alıyordum yanıma, cemaatle kahvenin önüne gidip kontrol babında dolaşıyordum. O camide beş vakit namaz kılan müslümanlar var ya. Aman hoca geldi diye saklanıyordu. Öteki arkadaşları masada kâğıt oynuyorlar. sonra da hocadan saklanıyor. Unutma, seni gören birisi var: Allah. Seni gören Mevlâ var. Camide kıldığın namazın hepsini sildin.

Allah korkusunu anlatıyoruz. Toplumda Allah korkusu olmadıkça her türlü kötülük , her türlü haram işlenir. Fakat helal haram anlatılmıyor müslümanlara. Çıkıyor kürsüye hoca efendi, fıkra anlatıyor, hikaye anlatıyor. Suya sabuna dokunmadan iniyor aşağıya. Hayır Kur’an ve Sünneti anlatmak zorundasın. Haram ve helali anlatmak mecburiyetindesin, hoca efendi. Kur’an’ı anlatıyorsun sen, niçin korkuyorsun.

Allah korkusu olan bir toplumdan hiçbir zaman zarar gelmez. Bütün çarşıyı, pazarı açık bırak. Dükkanları açık bırak. Ardına kadar kapıları açık bırak git yat. Kimse dokunmaz. Çünkü haramı haram, helali helal biliyor. Çünkü o toplumda Allah korkusu var. Allah korkusu olmadı mı elindeki çantayı çalar. Gelir tabancayı çeker, kuyumcuyu öldürür, parasını alır gider. Gelir komiseri öldürür. Hırsız arabayı soyar. Polisi vurur, askeri vurur acımadan. Çünkü Allah korkusu yok.

Emir verin müftülere, vaizlere imamlara bu milletin ıslahı için çalışsınlar. Allah rızası için bunu yapın. Yoksa bu toplum kötüye gidiyor. Bu nesil, bu gençlik kötüye yöneliyor. Her gün hırsızlık artıyor, fuhuş zina yaygınlaşıyor. Her geçen gün içki artıyor.

İçki içenlerin gönüllerine Allah, kuşku düşürdü, sahte içki çıkarılması nedeniyle. Anlayana bu Allah’ın bir uyarısıdır. Sahte içki içenler ölüp gidiyor. Şimdi sahte olmayan içkiyi içen adam da ‘ben korkmaya başladım’ diyor. Otuz senedir bunu içiyorum ama şimdi sahtesinden korkmaya başladım diyor. Vazgeçmeyi düşünmüyor hala, sahtesine düşmekten korkuyor. O içkiyi üreten, onu getiren, onu taşıyan, malzemesini temin edenlerin hepsine Allah lanet ediyor.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Kim ki Allah korkusundan ağlarsa, o süt memeye geri girmediği gibi Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez.” Sahabeden biri hep ağlarmış. Peygamberimiz (sav), Kur’an’ı, Allah’ın emirlerini anlattıkça o zat o kadar ağlarmış ki, gözyaşları yüzünü yıkarmış. Bizim kalplerimiz taş olmuş taş. Ayet de okunsa, Hadis de okunsa ağlayamıyoruz. Cennet de anlatılsa, cehennem de anlatılsa bize işlemiyor, kalplerimiz katılaşmış. O katılaşmış taş kesilmiş gönülleri eğitmek lazım. O demiri yumuşatmak lazım. O perdeyi oradan yırtmak, kaldırmak lazım. Ne ile? Allah korkusu ile. Güzel ahlak ile. Ne ile? Zikrullah ile. Ne ile? İbadet ve taatle, Allah’a secde ile, Kur’an ile. Kur’an ve Sünnet hayatı yaşamakla o perdeyi kaldırırız. Başka türlü olmaz.

Sadece haftada bir Cuma’ya giderek nasıl arınabilirsin. Allah Cuma’yı farz kılmadan önce beş vakit namazı emretmiştir kullarına. Cuma sonradan farz kılınmıştır. Cuma, haftada bir defa farz. İnanan herkese cuma namazı kılmak farzdır. Fakat beş vakit olmazsa sadece cuma kılmak seni kurtarır mı? Faiz yiyorsan faiz üretiyorsan çoluk çocuğuna haram yediriyorsan Yüce Allah’a nasıl hesap verirsin. Faiz parasıyla zekat verilir mi? Hacca gidilir mi? Böyle zekat da hac da kabul olmaz. Zekat helal paradan, helal maldan verilir. Hacca helal para ile gidilir.Haramla yapılan haccı da sadakayı da sadakayı da kabul etmez Yüce Allah. Çünkü Yüce Allah’ın senin ibadetine ihtiyacı yoktur.

“…Şu halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”[2]Konumuz Allah korkusu. Allah korkusunu aşılayacaksın. Gençliğe , evlatlarına Allah korkusunu işleyeceksin. Anne, baba çoluk çocuğuna hakikati öğret. Tesettürü anlat, tesettürü öğret. Ergenlik çağına geldi mi ona tesettürü uygulat.

Kız çocuklarımızı okula gönderiyoruz ama okula başörtüsü ile girmek yasak. Allah korkusu olmadıkça her türlü yasak gelir.

“Siz insanlardan korkmayın, benden korkun, eğer iman etmiş kişiler iseniz.”[3] Bu ayet-i celilenin okunmasından hemen sonra Hz. Ömer düşüp bayılır, uzun süre ayılmaz. Hz. Ömer (ra) Kur’an’dan bir ayet dinlediği zaman baygınlık geçirir ve düşerdi. Bir gün eline bir saman çöpü almış şöyle buyuruyor:

-“Ey Ömer! Keşke bir saman çöpü olsaydın da işe yarayan bir nesne olsaydın. Ey Ömer! Keşke annen seni doğurmamış olsaydı.”

Görüyor musun? Allah korkusu Ömer’e ne söyletiyor? Hz. Ömer (ra) öyle ağlar, öyle ağlar ki göz yaşları yanaklarında siyah iz yapardı. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde: “Kim ki Allah korkusundan ağlarsa süt memeye girmedikçe o kişi de cehenneme girmez.” buyuruyor. Yine başka bir hadis-i şeriflerinde şöyle dua ederdi: “Allah’ım bana ölmeden önce senin korkundan ağlayan iki göz ver.” Allah korkusundan ağlamayı bizlere de nasip et, gönüllerimize güzel ahlak ve Allah korkusunu nakşet Ya Rabbi!

Çoluğunuza çocuğunuza dikkat edin. Korkunç günlerde yaşıyoruz. Korkunç günlerde, korkunç zamanda yaşıyoruz.Ne malından, ne canından ne de ırz ve namusundan emin değilsin. Her türlü kötülükler zuhur etmiş. Ne yaparsan yap pisliğe basmayacaksın, pisliğe yaklaşmayacaksın. Kanallar patlamış, lağımlar patlamış, sokaklar pislik akıyor. Ona ayağını basmamaya çalışacaksın ki üzerine pislik sıçramasın. Kaçacaksın, kaçınacaksın, kötülüklerden korunacaksın ki temiz kalasın.

Ahirette her ümmet kitabının başına çağrılacak ve şöyle denilecek: “Bu gün dünyada yaptıklarınıza karşılık sorguya çekileceksiniz.” Bu gün dünyada yaptığınıza karşılık hesap vereceksiniz. Öyle bir zaman ki mahşer gününde cehennem beş yüz yıllık yoldan kükreyecek ümmetin üzerine. Allah Resulü cehenneme şöyle diyerek yalvaracak: “Namaz kılanlar hakkı için, oruç tutanlar hakkı için, hac yapanlar hakkı için, zekat verenler hakkı için ey ateş dön geriye, ümmetimin üzerine gelme.” Ateş dinlemez ve giderek yaklaşır. Hemen Cibril-i Emin yetişir. Elinde bir su ile :

  • “Ya Muhammed !Al bu suyu cehenneme doğru serp, ateşi söndür.”
  • “Ya Cebrail (as) bu nedir?
  •  “Senin ümmetinin, o asi ümmetinin, o günahkar ümmetinin Allah korkusundan akıttığı gözyaşları Rabbim bunu bana verdi. Muhammed’e (sav) yetiş, ümmeti azap görecek, ateş yakacak. Bu suyu cehenneme serpip ateşi söndürsün.”

Senin Allah için döktüğün gözyaşı, senin ateşini söndürecek. Ateş seni yakmayacak. Bırak kötülüğü! Sözüm onlara, bırak hırsızlığı ey genç! Zalimliği bırak, hırsızlığı bırak. Gel Allah’ın emrine gel.

Bakınız Cenab-ı Hakk (cc) ne buyuruyor: “Artık kim nefsinin şahsi isteklerine uymuş, dünya hayatını tercih etmişse işte muhakkak ki o alevli ateş, cehennem onun varacağı yerin ta kendisidir. Kim de Rabbinin makamından (Allah’tan) korkar, Allah’ın azabından korkar, Allah’ın gazabından korkar, nefsini heva ve heveslerden alı koyarsa işte muhakkak ki onun varacağı yer de cennettir.”[4] O da cennete varacak.

Düşünün ki huşu ile namaza durduğunuz zaman, kıyama durduğunuz zaman aklınızda gönlünüzde masiva yoksa başlıyor tüyleriniz ürpermeye. Vücudunuzda zelzele oluyor sanki. İşte bu Allah korkusudur, işte bu huşudur. Bu duyguyla kıldığın iki rekat namaz senin kabul olmayan namazlarını bile kabul ettiriyor. O iki rekat namazın hürmetine! 

Eşşeyh Hacı Hafız Mustafa ÖZGÜR (K.s)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

 

Scroll To Top